Dünyanın işçileri birleşin...
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 23:10
Türkçe ilk baskısı Nisan 2017'de Sel Yayıncılık tarafından yayımlandı. 2017 yılında Kıvanç Güney tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Kitap kendi içinde konu bütünlüğü olan toplam 31 bölümde ele alınmıştır. Pulitzer Ödüllü ABD’li yazar. 20. yüzyılın başlarında yazdığı eserlerle şöhrete kavuşmuş ve çok sayıda kitap yazmıştır. Özellikle 1906 yılında yazdığı ve dilimize Chicago Mezbahaları adıyla çevrilen The Jungle adlı eseri büyük yankı yapmış ve kamouyunun dikkatinin mezbahalardaki sağlıksız çalışma koşullarına çekmiştir. Eserin yayınlanmasından hemen sonra ABD?deki et sektöründe iyileştirme çalışmaları başlamış ve konuyla ilgili yasal düzenleme yapılmıştır. Upton Sinclair'in bu çarpıcı eseri, Sanayi Devrimi'nin yol açtığı sömürü düzenini, göçmen işçilerin maruz kaldığı insanlık dışı koşulları ve kapitalizmin yıkıcı etkilerini belgesel bir gerçeklikle ortaya koyar. Sinclair, Şikago mezbahalarında geçen bu romanında, kapitalizmin insan bedenini ve ruhunu nasıl tükettiğini gözler önüne serer. Toplumsal gerçekçi edebiyatın önemli bir örneği olan eser, estetik kaygıların ötesinde, sosyal adaletsizliği ve sınıf mücadelesini ele alır. Sinclair, 1904'te Chicago'nun Packingtown bölgesinde iki ay geçirerek işçilerin yaşamını birebir gözlemlemiş ve bu deneyimlerini romanına aktarmıştır. Asıl amacı sosyalizmi savunmak ve kapitalizmin yozlaşmış yapısını teşhir etmek olsa da, kitap aynı zamanda gıda endüstrisindeki sağlıksız üretim süreçlerini de ifşa etmiş, bu sayede ABD'de gıda güvenliği yasalarının değişmesine yol açmıştır. Şikago Mezbahaları yayımlandığında, özellikle et endüstrisindeki skandallar toplumu şoke etmiş ve ABD'de gıda denetim yasalarının (1906 Saf Gıda ve İlaç Yasası) çıkmasında kritik rol oynamıştır. Ancak Sinclair'in asıl hedefi, işçi sınıfının sömürüsünü gözler önüne sermekti. Şikago Mezbahalarına 1 mayıs işçi bayramı günü başladım.Ve isabetli bir seçim olacağını düşünerek.Bu kitabı daha önce defalarca okumayı düşünsemde hep erteledim. Ve böyle bir günde başlamak nasip oldu.Ancak bu kitabı okurken ülkemin çeşitli yerlerinde baskılar, yasaklar, gözaltılar yaşandı 1 mayıs işçi bayramı nedeniyle... Aslında kitap böyle anlamlı bir günde okunması, geçmişten geleceğe nelerin değiştiğini veya değişmediğini aydınlatacak bir rehber niteliğinde olacağını düşünerek başladım. Kitap aslında ilk giriş bölümünde eğlenceli, danslı, oynamalı bir anla başlıyor. Çünkü kitabın baş karakterlerinden biri Jurgis ve ona evleniyor. Kitap sonra ailenin geçmişine Amerikaya olan yolculuk öncesine ve yolculuğa değiniyor. Kitap Litvanyalı bir ailenin daha iyi yaşama koşullarının olduğu Amerika'ya göçleri ile başlıyor. Ailenin yolculuk esnasında yaşadıkları zorluklar sert bir biçimde yer verilmiş.Amerikaya vardıklarında yazarın betimlediği atmosfer aslında neler yaşanabileceğine dair ip uçları veriyor. Kitap genel olarak akıcı ama tasvirler sert ve acımasız.Kitapta hayvanların mezbahalara getirildikleri, kesildikleri sahneler çok sarsıcı insan yutkunmadan okuyor. Kitabın güzel tarafı belge niteliğinde istatistik paylaşması ve yazarın bazen kitaba müdahil olması bence gayet yerinde. Dönemin toplumsal sorunlarına,hayvanların kıyımlarına, çocuk işçiliğine, toplumun alt kesimlerinin yaşama koşullarına litvanyalı aile üzerinden çarpıcı bir biçimde yazar aktarıyor. Sanayilleşme ile birlikte kapitalizm'in yükselişi, işçi sınıfının fabrikallarda sömürülmesi zor şartlar altında çalışması kitapta yer verilmiş. Kitap dönemin politik tarafına, bürokrasisine, yolsuzluklara değinmiş ve bunların neler yaptıklarını gözler önüne sermiş. Fakirliğin, yoksulluğun aile üzerinde etkileri ve cahiliğin aile hayatına neler kaybettirdiği ve başka bir ülkede olmanın, yabancılaşmanın ağır sonuçlarını görüyoruz. Namusuz Patron'un Jurgis'in karısına sarkıntılık etmesi ve Jurgis'in bunu duyup Patron'u dövmesi ve cezaevi süreci. Burada Hukukun sorgulanması, adaletin haklının yanında değil de, güçlünün yanında olduğu, cezaevi uygulamaları, keyfi kararlar... Kitap hem düşünderen hem sorgulatan hem duygulandıran hem öfkelendiren bir anlatıma sahip. Kitapta kapitalizm eleştirisi, işçi sınıfının sömürülmesi, güçlünün ayakta kaldığı ve yaptıklarının hukuki anlamda bir yaptırımın olmadığı ve her zaman kazandığı bir ülke düşünün. Bir ülkenin bütün kurumlarıyla, işadamlarıyla, bürokrasisiyle bir toplumu nasıl çürütüğünü yazar çarpıcı bir biçimde aktarmış. Ucuz işçiliğin,işsizliğin yol açtığı aile dramları, sönen hayatlar, ölen insanlar, aile kurumunun dağılışı kaybolan hayatlar acı bir biçimde aktarmış. Kitabı beğendiğimi söyleyebilirim,dönemin ruhunu iyi yansıttığını düşünüyorum,kitabın üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen, benzer koşulların günümüzde hala yaşanıyor olması üzücü.Kapitalizm yerle bir olana kadar, işçi sınıfı hak ettiği haklara kavuşuna kadar bu mücadele süreceğe benziyor. Karl marx bir sözüyle noktalamak istiyorum. "Dünyanın işçileri birleşin".
Edebiyat
Şikago MezbahalarıUpton Sinclair · Sel Yayıncılık · 20261,180 okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.