·88 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Mayıs 2026 07:58 Sizlerle toplum bilimci Byung-Chul Han'ın Hiperkültürellik eserini paylaşacağım. Geçmişi çağrıştıran kültür ile günümüz dünyasındaki yeni algı sistemi temsil eden hiper kavramlarını birleşik bir halde ele alan yazar genel bir kültürel değişimden ziyade teknoloji üzerinden değişen dünya üzerinden açıklıyor şuan ki zaman. Derin bir bakış sunarak "Küreselleşme, kültürü aurasızlaştırarak hiperkültüre çevirir" diye bir tanımlama yapıyor. Sanayi devrimden sonra başlayan modern yaşamın en önemli etkilerinden birisi küreselleşme ve bu etki yaşadığımız (hangi toplulukta yaşadığınız pek fark etmiyor) kültürü adeta altını üstüne getirerek aurasını deldi. Kültürün kendine özgü (özünü tanımlayan) ne varsa aurası delindiğinden teknolojinin etkilerine karşı korunmasız kaldı ki hiperkültür anlayışı zuhur etti. Teknolojinin etkilerinden en önemlisi ise olgusuzlaştırma, yani bir kavram zeminin olmayışı. Yazarın işaret ettigi gibi. "Günümüz kültürünü tanımlayan olgusuzlaştırmadır. Olgusuzlaştırma fırlatılmışlık buradalığını ortadan kaldırır, bu sayede özgürlük fazlalığı yaratır."
Fazla özgürlükte günümüz insanını garip bir sarhoşluğa götürdü. Bu garip hali hiperkültürel turist olarak tanımlayan Byung-Chul Han durumu şu veciz cümlelerle özetliyor.
"Turist olması için fiziken yolda olması bile şart değil. Kendi kendineyken bile başka yerde veya yoldadır o. Turist olarak evden çıkıp sonra yerli olarak kendine geri dönmek de söz konusu değil. O, buradayken bile oradadır."
Yazarın diğer kitaplarına nazaran oldukça düşünsel bir bakış hakim ve Heidegger'ın, Bauman'ın, Leibniz'in ve Nietzsche'in felsefik teorilerini hiperkültürellik kavramı kıyaslayarak farklı bir tefekkür zemini oluşmuş. Çok ince bir eser olmasına rağmen okuması zaman alan türden. Böyle olmasının nedeni; birincisi Byung-Chul Han'ın farklı zamanda yazdığı makalelerinden oluşması ikinci ise pek çok felsefik terimin yer alması. Yine de bu alanda okuma yapanlar için zihin açıcı bir eser olduğunu belirtmeliyim.