·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Mayıs 2026 17:50 Bazı kitaplar hikâye anlatır, bazılarıysa insanın içindeki çatlak aynayı eline verir. Bu kitap ikinci türdendi benim için. Hans Schnier’in yalnızlığı sadece bir adamın düşüşü değil; inançların, toplumun ikiyüzlülüğünün ve sevmenin insanı nasıl sessizce tüketebileceğinin hikâyesi...
Sayfalar ilerledikçe bir palyaçonun makyajının altında duran kırgın bir çocuğu izliyormuş gibi hissettiriyor.
Heinrich Böll öyle bir dil kurmuş ki hiçbir cümlesi hızlı değil insanın içine ağır ağır çöküyor. Özellikle Hans’ın insanlara karşı duyduğu yabancılık çok gerçek.
Kalabalığın ortasında sandalyesini yanlış masaya çekmiş biri gibi. Kitap boyunca en çok da sevgiyi kaybetmenin gürültülü değil, sessiz bir yıkım olduğunu hissettiriyor.
Benim puanım: 9
Duygusu inanılmaz güçlü, alt metni çok katmanlı ve uzun süre zihinde kalacak bir roman. Tam da bu yoğun melankolisi yüzünden herkese kolay açılan bir kitap olmayabilir... ama bittiğinde insanın içinde eski bir tiyatronun tozu kalıyor sanki..