Nurullah Genç'in şiir kitapları yanında okunmaya bayağı değer bir eseri olmalı bence #k:436661. İyi ki okumuşum dediğim bir okuma oldu. Evet büyük oranda bir kişisel gelişim kitabı ve diğer bu tür kitaplar ile benzer gözüyle baktım başlamadan önce. Ama diğerlerinden farklıydı bence, evet. Okudukça bana her başlık; benim okumamca ayrı ayrı değerli bilgiler, daha olgun bir bakış açısı, fikir, düşünce yapısı, sorgulama isteği derken kitap kendini hem okuttu hem sindirtti hem değişime kapı araladı benim için.
Başarı güdülenmesi sonra "Neden Başarılı Olmalıyız" sonra "Nasıl Başarılı Oluruz" ve aralarda yer alan önemli başlıklar ki hepsi insan hayatının nasıl yaşanması bu hayatın;" evet ben bu hayatı yaşadım ve bu yaşama ardımda bir şeyler bırakarak gidiyorum" diyebilmesi için son demlerinde ve bunu demek isteyenlerden olmak da var tabii burda işte bunlar nasıl olur aşamalar benzetmeler örnekler ile ve yaşantısı öğrendikleri ve öğrettikleri ile çok böyle samimi bir dille anlatmış yazar. 'Başarının Dört Temel Unsuru' bölümünden önce mankurtlaşma ile ilgili güzel bir başlık vardı ve bir kültüre hafızası nasıl unutturulur çok güzel bir benzetme ile aktarmış. Hatta orada alıntılama yolu ile anlattığı Gün Olur Asra Bedel'i bu bölümü okurken bir yandan listeme ekledim. Rüyaları hayallerle birleştirme noktası ile anlatımı yine beni düşündüren bir bölümdü kendi hayatıma dönerek. Bi rüyalarımı düşünmedim değil hani. Ama şaka bir yana işin ciddiyetine bakacak olursak insan bir şeyi başarmak için bana göre şöyle bir kısa özet ile: Her işin başı aslında niyet değil mi burayı gözden kaçırmazsak. Neye niyetim var bunu bulmak; bunu bulmanın yolu tabii ki hayat yolculuğunda kendini bulmak. İnsan kendin anlamalı ki bu arayış bence bir yaşam sürüyor. Bugün otobüste müzikler dinleyerek eve dönerken ve bir yandan dışarıyı izlerken insanları izlerken ve düşünürken ki en sevdiğim anlardanır gün içinde bu anlar benim için, evet. Böyle aklımdan bunlar geçti: İnsan hayatının her evresinde rol değiştiriyor her döneme acemi olarak hani var ya "İnsan her yaşın acemisidir" diye bir söz onun gibi işte her yaşam dönemine mesela Erikson'un(Psikososyal Gelişim Kuramı) yaşamı sekiz evreye böldüğü kuram. İnsan yaşam boyu sekiz evreden geçer her birinde ayrı bir rol değişimi yaşar. Henüz birine adapte olmak üzereyken belki; sonra diğer evre gelir. Sonra onu öğrenme yaşama ve bir anda biter, yeni bir rol...Çünkü yaş ilerliyor insan büyüyor değişiyor... her gün. Kendini anlamaya başlarken koşullar değişiyor, fikirler değişiyor derken bir gün ömür bitiyor. Yani yine birçok kitapta yazıda yerde de geçtiği üzere bence de insan kendini ararken ve anlarken bir ömür harcıyor. Belki bir gün kendini anlıyor, buluyor sonra yaşamın sonu geliyor. Ama üzülmeyelim. İşte bu aşamalardan geçerken yaşamın bize sundukları var hem de dolu doluu. Bunu anladım hem okurken hem de artık anlıyorum yani yaşamımca demek istiyorum aslında. İnsan büyüdükçe anlıyor anladıkça anlaşılmamaya da başlıyor bence bir yandan. Çünkü herkes aynı evrede anlamıyor; yaşamı, sorumluluğu, aramayı, aramanın bulmanın ne demek olduğunu, başarıyı ve daha neler neleri. Sonunda ise insan kendine yetiştiğinde gerçekten herkese yetişiyor. Sonra istemeye başlamak ama yeteneğin ölçüsünde, yani yine işin özü kendini anlamaya bulmaya gidiyor bir yandan. Sonra motivasyonunu bulmak, inanmak bu da vardı tabii ve korkmamak adım atabilmek mükemmel bir anı değil içinde bulunduğun anı hissedebilmek ve başlayabilmek, ertelememektir biraz da başarı, kendine yön verebilmek ve daima ilerlemek, şükür ile ve daima tevekkül ile...
Gözlemler ve deneyimler bunu aktarıyor ki katılıyorum,katılıyoruzdur öyle düşünüyorum ki. Hayatımıza rehber kalmamız gereken 3T kuralı, yine insan hayatını ve varlığını dört bölgeye bölen iki bilim insanı ve kitapta bir konu üzerinden (başarı konusu) geçmiş-bugün-gelecek üzerine konu düzeni oluşturarak yazar bir gelişim turu yaptırdı bana.
Güzel, güzel bir okumaydı...