Sait Faik Hikâye Armağanı kısa listesinde yer alan DBR'nin benim açımdan çok özel bir yanı var: Kitaba adını veren öykü Yük Edebiyat'ta yayımlanmış. Üzeyir Karahasanoğlu'na bize emanet ettiği bu güzel öykü için teşekkür ederim. Fakat bununla da sınırlı değil. Öyküyü çok sevdiğim için yayımlanmasını bekleyemeden öğrencilerime okumuş, beraberce yorumlamaya çalışmıştık. Dolayısıyla kitabın bütünsel anlamda metin okuma derslerini destekleyici bir özelliğinin olduğunu vurgulayarak başlayayım. DBR, "Maziyi Bozmak" ve "Mayıs Papatyaları" isimli iki bölüme yayılan 11 öyküden oluşuyor. Birinci bölümün özellikle de ilk iki öyküsü tarihsel dokuya uygun bir dille örülmüş. Diğer öykülerde de zamanın ruhunu yakalamak adına özel bir dil çabası var. Bu da maharetini gelişigüzel değil; edebiyatın ruhuna uydurmaya çalışan, gösterişten uzak, kaliteli bir yazarla karşı karşıya olduğumu gösteriyor. Özellikle ilk bölüm öykülerinin kendini hemen açık etmeyen yoğunluğu dikkat çekici. Yani öyle dur durak bilmeden, sular seller gibi okunacak öyküler değildi. Ağırlığına uygun ciddiyeti şart koşan, yeterli özeni göstermeyeni tökezletip başa sardıran öykülerdi. Bölümleri kabaca değerlendirdiğimde ilkinin geleneksel, ikincinin modern içerik ve üslupla yoğrulduğunu gözlemledim. Tasavvufla ilişkimizden bireysel açmazlarımıza; insanın insanla, toplumla ve doğayla ilişkisinden kuşakların algı farklılığına varan geniş bir konu yelpazesi vardı. Birkaç öyküyü iki parça halinde değerlendirdiğimde bağlantılarını biraz zayıf görsem de önemli boyutta bir sorun olarak algılamadım. Gerek konu gerekse de biçim açısından büyük iddialara girişmeden, beri yandan sadelikten de sanat çıkaran bu çabayı dikkate değer buluyorum.