·528 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Mayıs 2026 01:33 Madem böyle karakterler yazabiliyordun bana Gölge ve Kemik üçlemesinde niye işkence ettin Bardugo? Karakterler o kadar iyiydi ki diyaloglarını okumaya bayıldım. Gölge ve Kemik üçlemesini okurken orda evreni sevdiğimi söylemiştim burda o evrenin iyi karakterlerle birleşmiş halini görmek benim için çok daha keyifli bir deneyim oldu.
Kitaba girebilmem başta biraz zaman aldı ama bunu da söylemem lazım. Bardugo'nun anlatım tarzı çok doğrudan ve şu an ne oluyor, bu karakterler ne yapıyor derken buluyorum kendimi bazen... Daha sonrasında hikâye açılmaya başladı ve karakterle birleşince çok sürükleyici bir hâle geldi.
Dünya kurgusu gerçekten başarılıydı. Bunu zaten Gölge ve Kemik üçlemesi için de söylemiştim. Orda karakterler ve her şeyin bir anda olması sıkıntısı vardı. Karakterler kısmı bu kitapta gerçekten çok iyi gelişmiş olsa da her şeyin bir anda olma kısmı hâlâ bazı yerlerde kendini gösteriyor. Gölge ve Kemik üçlemesini genel olarak sevmemiştim ve bu kitabı okuyabilmek için ona çok da ihtiyacım yokmuş onu da görmüş oldum. Üçlemeyi okumasam da bence bu kitabı anlardım...
Karakterler kitabın en güçlü kısmıydı bence. Inej’i neredeyse ilk bölümünden itibaren aşırı sevdim. Kaz Brekker için de bir şey dememe gerek yok sanırım anlaşılıyordur... Manipülatif, zeki ve sürekli birkaç adım sonrasını düşünen biri olması aşırı iyiydi. Kaz gerçekten başka bir seviye.
Çoklu pov kitaplarda bazen bazı karakterlerin bölümleri sıkıcı gelir ama burada hiç öyle olmadı. Jesper’ın enerjisi, Nina’nın tavırları, mankafa Matthias'ı okumak bile keyifliydi. Hepsi gerçekten çok iyiydi.
Ekip dinamiğini okumak da aşırı keyifliydi. Olaylar bazı yerlerde benim için aşırı sürükleyiciydi evet ama tam da burda kitabın benim için 10/10 olamama sebebi var. Bazı aksiyon sahnelerinde karakterlerin tam olarak ne yaptığını gözümde canlandıramadım. Çok fazla olmadı, sadece birkaç yerde yaşadım bunu ama yine de hissedildi. Bu benim moralimin bozuk olduğu bir döneme denk gelmesinden mi, çeviri olduğu için mi yoksa yazarın dilinden mi tam anlamadım ama sonuncu olma ihtimali daha yüksek galiba.
Romantizm de tehlikeli, imkansız bir görev içinde ne kadar olabiliyorsa o kadar vardı. Matthias her ne kadar mankafa olsa da Nina ile ikisini okumayı ben çok sevdim. Diğer tarafta da beni aşırı slow burn bir hikaye bekliyor sanırım...
Ben genel olarak sevdim. Keşke Kaz Brekker gerçek olsaydı ne diyeyim... Arayı çok açmadan ikinci kitabına başlamayı istiyorum ama şu sıralar o kadar yoğun ve moral bozucu geçiyor ki kitapta anlamadığımı söylediğim birkaç kısmı da tamamen kitaba yüklemek istemiyorum.