Son dönemlerde ödül alan kitapları okumaya iyice sardım. Bu da onlardan biri oldu
Kitabımız çocukluğun en masum oyunlarından birini alıp içine gizem, tarih ve gerilim ekleyen sürükleyici bir hikâye sunuyor. Çizimleriyle de atmosferi desteklenmiş
Yazarımız Belis’in Kapadokya’daki bir köyde başlayan sıradan tatilini öyle bir noktaya taşıyor ki, bir anda kendini Hititler döneminde, yeraltı şehirlerinde ve kaçışın imkânsız göründüğü bir yolculuğun içinde buluyorsunuz. Okurken “Keşke Belis gibi bir olay yaşasam” diye düşünmeden edemedim
Karanlık tüneller, çözülmesi gereken bilmeceler ve dört elementin gücü… Hikâye ilerledikçe tempo hiç düşmüyor. Her sayfa “bir sonraki ne olacak?” hissiyle akıyor. Sizi ilk sayfadan içine çeken bir kurgu kendisi.
Ama bu kitap sadece bir macera değil. Aynı zamanda korkunun içinde cesareti, yabancılığın içinde dostluğu ve oyunun içinde saklı olan gerçekleri anlatıyor.
Tanıdık bir oyundan bu kadar farklı ve derin bir dünya kurulabilmesi çok hoşuma gitti doğrusu. Gerçek mekânlarla fantastik kurgunun birleşmesi de kitabı daha etkileyici kılıyor
Bir çocuk kitabından çok daha fazlasıyla bu eser. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar