Karanlığın susturduğu gecede,Sessizlik, yıldızların bakışıyla ağırlaşıyordu.
Her biri başka bir hikâyenin küle dönmüşhâliydi,Başımı göğe kaldırdığımdaSanki bütün kayıplar gökyüzüne asılmıştı.Kimi yarım kalmış bir duanın kırığı,Kimi kendi içinde eksilmiş bir insan...Hepsi parlıyordu uzaktan,Ama her ışık,Karanlığa mahkûm doğuyordu.O vakit anladım,İnsan da yıldızlara benziyordu.En derin acıları taşıyanlarSessizce parlıyor,Ve en çok susanlarGeceyi dolduruyordu.Şehir, yorgun bir kalp gibi uykuyaçekilmişti,Sokaklar bile kendi sessizliğinegömülmüşken,Gökyüzü hâlâ ayaktaydı,Sanki umut,Yalnız gecelerde nefes alıyordu.Ben ise içimde biriken bütün kırıklarıYıldızların soğuk ışığına bıraktım.Çünkü bazı acılarİnsanlara anlatıldıkça değil,Ancak göğe bakıldığında hafifliyordu.Gece ne tuhaf şeydi...İnsanı hem kendi içine hapsediyor,Hem de tüm evreni yaklaştırıyor,Sonsuz yıldızların altında anladım ki,Işığın çok olması yetmez...y 〃 🪽