Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 05 Mayıs 2026 13:08 Bir gerilim filmi izler gibi tüylerim diken diken okudum kitabı. Masumiyetin saf haliyle kötülüğün soğuk yüzünü aynı küçük bedende buluşturuyor yazar.
Rhoda Penmark; o sevimli, mükemmeliyetçi, kurdeleli kız çocuğunun, içindeki kötü tohum filizlenirken, annesinin çaresizce bir çözüm arayışına girmesi ve kendi geçmişiyle yüzleşmesini konu alıyor.
Gerilimin ustalıkla yükselmesi, karakterlerin olağanüstü doğallığı kitabın en sevdiğim yönlerinden biri oldu. Kurgu olmasına rağmen olayları tüm gerçekliğiyle yaşıyor, adeta Christine’in yanında, o evin içinde, nefesinizi tutarak bekliyorsunuz. Merhamet duygusu ile kötülüğün mutlaka cezalandırılmasını arzu eden adalet duygusu arasında sıkışıp kalıyorsunuz. Bir yandan Rhoda’ya karşı içten içe “Bu çocuk yok olsun” diye öfke duyarken, diğer yandan annesinin çaresiz sevgisine ve acısına tanıklık etmek vicdanınızı sızlatıyor.
William March, bu ikilemi öyle ustaca işliyor ki, okuduktan sonra bir süre “Ben olsam ne yapardım?” sorusundan kurtulamıyorsunuz. Rhoda’nın soğukkanlı gülümsemesi ile Christine’in kaygılı halleri gözünüzün önünden gitmiyor.
Sevdiğim karakterlerden biri de Leroy'du. Leroy'un laf sokmaları o kadar iyiydi ki hiç bitmesin istiyor insan.
Kötü tohum, Tersinekitap'ın Kör Nokta dizisinin ilk kitabı olarak yayımlanmış.
Tabiki bu ilkle böyle güzel bir başlangıç yapmak devamındaki kitaplara karşı da bir merak uyandırıyor.
Filme de uyarlanmış ama henüz izlemedim.
Keyifli okumalar