Ayyy ne okudum ben böyle Derinlemesine ilerledik resmen. Bu kitap sayesinde “Yedinci oğul” kitabını aşırı merak ediyorum yakın zamanda okumayı düşünüyorum. Gelelim kitabımıza sizde biliyorsunuz ki kutudan karakter çıkartıp Türkiye de bir ilk yaptı yazarımız böyle bir ilkin okuması da oldukça profesyonel oluyor. Her sayfayı ayrı keyif ve merakla okudum bazı yerler cidden alev alıyordu aman arkadaşlar yok böyle bir çekim asdf kitap sayfaları bile bir ara alev alacak sandım asdf Yazarın kaleminede kitabın konusunda bayıldım lütfen okuyunuz şahsen pek çok şey kaçırmış olacaksınız…
Miray, anne ve babasını çok küçük yaşta kaybetmiştir ve kardeşi ile hayata tutunmuştur. Bütün yaşanmışlıklara rağmen dimdik ayakta kalmayı başarmış şimdi ise özel bir hastanede hemşiredir diğer yandan da sosyal hizmetler bölümünde yüksek lisans yapmaktadır. Bir taraftan borçlar üst üste gelirken bir taraftan da ODTÜ’de okuyan kardeşi için mücadele etmektedir Güçlü duruşunun arkasında aslında naif ve kırılgan bir kalbi vardır. Onu kıran bir diğer nokta ise aynı hastanede görev yaptığı bölüm şefi Emre ile ayrılmış olmaları. Aynı gün içerisinde hastane müdürü ve eski sevgilisi önerisi ile Köprü kralı “Pars Tuna’nın” babaannesi olan Suzan hanımın bakımına atandı. Alzheimer hastası olan babaannesi için hemşirelik yapılacaktır. Dolgun bir maaş biraz daha borçlar üzerine rahatlamasına yardım olacaktı. Bunun üzerine hastaneden ayrılmış eve giderken bir magandanın arabasına arkadan vurmuştur adam bunu hırpalarken tesadüfen Pars Tuna’nın ortaya çıkması onun kurtuluşunu sağlamıştır. Onunla ilk burada karşılaşmış aynı gün içerisinde onun evine gidip işinin başına geçmiştir.
Suzan hanımla rahatsızlığına rağmen oldukça iyi anlaşan Miray Pars Tuna’nın da çekimine kapılmaktan kendine engel olamaz her ne kadar bu durumdan kaçmaya çalışsa da Pars Tuna ona adım atmaktan geri çekilmeyecekti. Tâki kendisini kabullene kadar.
Pars Tuna namı değer Köprü kralı cezalandırıcı, sert, katı ve otoriterdi. Sınırlarından asla ödün vermeyen yeri geldiğinde gözünü kırmadan yakıp yıkan öfkesinin karşısında kimsenin duramadığı adam Köprü kralı. Hayatının her noktasında kontrol sahibi olan adam gücüne güç katmaya devam ederken hayat birden tam tersine döndü sanki. Miray’ı gördüğü ilk andan itibaren dik duruşundan etkilenmişti babaannesinin hemşiresi olması ise her gün onu görmesi demekti. Kaosun ortasında asla romantizme yer yoktu ama gelin görün ki bu kadın bütün dengelerini yerle bir etmeye yeterdi. Kendini gizleyen yeterince düşmanı varken amansız bir zaafa ihtiyacı yoktu. Zamanla aralarında ki çekim sınırları yerle bir edecek noktaya gelecekti. İkisi de bu merceğin içerisinde sıkışıp kalacak ve birbirlerinden başka çıkmazları olmadığını anlayacaklardı. Güzel bir ilişki güzel bir ilerleme ve güzel adımlar. Onca karmaşanın içerisinde derinden ve tutkulu bir aşka adım atış.
İkisi de ayrı yaralı insandı ve yaralar bir gün bir şekilde birbirlerini kanatıp yok edebilirdi. Aşk her şeyi kabul edebilir ama ihaneti asla.