Araf bana göre üçleme içinde en sakin ama en insani bölümdü. Cehennem kadar sert değil, cennet kadar huzurlu da değil. Daha çok arada kalmışlık hissi var. Zaten “araf” kavramını baya iyi hissettiriyor.
Bu bölümde en çok hoşuma giden şey, insanların tamamen kaybolmuş olmamasıydı. Hâlâ umut var, hâlâ değişme ihtimali var. Bu yüzden okurken daha farklı bir duygu oluşuyor. Cehennemdeki çaresizlik yerine burada arınma hissi baskın.
Açık konuşayım, tempo olarak diğer iki bölüme göre biraz daha ağır geldi bana. Ama verdiği düşünce hoşuma gitti. İnsan sadece yaptığı kötülüklerden değil, onları fark edip değişmeye çalışmasından da oluşuyor gibi bir mesaj hissettim.
Bu bölüm bende korkudan çok düşünme hissi bıraktı. Daha sessiz ama derin bir etkisi vardı.