İnsanlığın Geleceği ve Sivil Toplum
[Turgay Aldemir, Tire Kitap, 220 sayfa]
Kitap Hakkında: Kitabı özellikle STK'larda görevli, yöneticisi statüsünde ve sivil toplumun geleceğine ilişkin ilgisi olan herkesin okumasının faydalı olacağını düşünüyorum. Kitap Sivil Toplum, Medeniyet, Aile ve Gençlik, Günümüz ve Müslüman Coğrafya konulu 4 ana bölümden oluşuyor. Gelecek Perspektifi ve Birliktelik Modelleri gibi özel başlıklarda dikkat çekici. Yazarın kendisi de şuan bir STK platformunda başkanlık yapmasından dolayı tecrübe ve öngörülerini aktarıyor.
Kitabın içinden bir kaç pasaj;
"Hâlâ bir simetri hastalığına tutulmuş gibi davranılmaktadır. Her yapı, herkesin, ülkesindeki ve dünyadaki tüm Müslümanların, kendileriyle aynı çizgide durmasını istiyor. Böyle bir durum akıl kârı mıdır? Yekpare ve homojen bir İslam algısı yaratmak müm- kün müdür?".s.216
"Gözlemlediğim kadarıyla önümüzdeki süreçte aşırı din dilini kullananların, yaşantısını bir ötekinin hayatı üzerine baskı kuracak şekilde belirleyenlerin var olma şansı zayıflayacaktır. Peki, bu dönemde nasıl ve hangi ilkelerle var olunacaktır? Zarafetle, insanların hayatını kolaylaştırmakla, doğru düşünceyle, sanatla, edebiyatla, doğru mimariyle, çevre bilinciyle, sinemayla, tarih le, sporla, nitelikli medyayla var olunacaktır. Turgut Cansever Hoca'nın dediği gibi, "Hayatta yer işgal eden değil; yer açan bir dindarlığın yokluğunda ortaya çıkan insanlar olmak gerekiyor"s.82
""Müslümanlar dünya nüfusunun çeyreğini teşkil etmelerine karşın, küresel oyun kuruculara alternatif bir etkinliğe sahip değiller. Kukla devletler, niteliksiz idareciler, suni sınırlar, ulusçu dürtüler ve önemsiz fikri ayrılıklar gibi pek çok etken Müslümanların ihtilaflarını derinleştirmekte, vahdetini zedelemektedir."s.213
Yaşanılan coğrafya ve ait olunan fikri gelenek ne olursa olsun ortak bir heyecan ve sorumluluk duygusuyla çalışılmak zorundadır. Bireysel teşebbüslerden sivil toplum çalışmalarına, siyasi iradeden akademik camiaya kadar bütün kesimler, İslam dünyasının geleceğine dönük koordineli, derinlikli ve uzun vadeli projeksiyonlar geliştirmelidir. Bu projeksiyonların kendini test edeceği ilk uygulama alanı da Türkiye'dir. Türkiye çok renkli ve büyük bir ülkedir. Kendini aşan bir hikâyesi mevcuttur. Bir tek mezhebin, bir tek etnik kültürün, bir tek coğrafi iklimin olduğu bir ülke değildir. Coğrafi yapısı da çeşitlilik arz ediyor, insanı da inancı da etnisitesi de. Türkiye'de yaşanan sıkıntıların önemli bir kısmı, bu zenginliğin ve farklılığın birbirinden haberdar olmamasından ve her kesimin kendi içine kapanmasından kaynaklanıyor. Türkiye geçmişte bu içe kapanıklığın büyük sancılarını yaşadı. Anadolu insanı yüz yılı aşkındır bir sürgün hayatı yaşıyor."s.208