·112 syf.····Okunma: 11 Mayıs 2026 08:55 Romanın merkezinde yoğun bakımda yaşamla ölüm arasında gidip gelen yaşlı bir adam bulunuyor. Bedeni hastane yatağında giderek güçsüzleşirken zihni geçmişe dönüyor. Hastane odası burada sadece fiziksel bir mekân değil; aynı zamanda insanın kendi içine kapandığı bir alan gibi kullanılmış.Çocukluğu, gençliği, ailesi, sevdiği insanlar, kırgınlıkları ve sustuğu cümleler tek tek ortaya çıkıyor. Okur, onun geçmişini düz bir hikâye şeklinde değil; parçalanmış anılar, bilinç akışı ve iç konuşmalarla öğreniyor. Bu anlatım tarzı bazen rüya ile gerçeği birbirine karıştırıyormuş hissi veriyor.
Yazarın vermeye çalıştığı temel düşüncelerden biri şu: İnsan hayatı boyunca bazı şeyleri erteler; sevgiyi söylemeyi, özür dilemeyi, kırgınlıkları çözmeyi… Ama ölüm yaklaşınca en ağır gelen şey yapamadıkları oluyor.
Sorgulan duygular:
“Bugün ölsem içimde en büyük eksiklik ne olurdu?”
“Sevdiklerime söyleyemediklerim var mı?”
Hayatın hiçbir anında hiçbir şeye geç kalmamanız dileğiyle arkadaşlar.Keyifli okumalar dilerim. Kitaplarınız ve gülümsemeleriniz bol olsun.