Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 11 Mayıs 2026 10:33 Aynalar Cehennemi ve Diğer Öyküler okurken en çok hoşuma giden şey, hikâyelerin sadece “garip” ya da “gerilimli” olmamasıydı. Her öykünün altında insan zihninin karanlık ve rahatsız edici bir tarafı vardı. Bazen bir saplantının içinde kayboluyormuş gibi, bazen de karakterlerin aklının derinliklerine istemeden çekiliyormuş gibi hissettim. Ve kitabın en etkileyici yanı da buydu bence: rahatsız ederken bile kendini merakla okutması.
Özellikle Rampo’nun atmosfer kurma şekline bayıldım. Hikâyeler çok uzun olmamasına rağmen insanın içine işleyen tuhaf bir ağırlıkları var. Bazı sahneler gözümde o kadar canlı canlandı ki okurken gerçekten huzursuz hissettiğim anlar oldu. Ama o huzursuzluk kötü değil; tam tersine kitabın etkisini artıran türden bir his.
Kitaptaki karakterlerin çoğu bana “canavar” gibi değil de kendi zihninin içinde kaybolmuş insanlar gibi geldi. Bu yüzden hikâyeler sadece gizem değil, aynı zamanda insan psikolojisinin karanlık tarafına açılan küçük kapılar gibiydi.
Ve sanırım en sevdiğim şey, kitabın bittiğinde bile etkisinin geçmemesi oldu. Bazı öyküler gerçekten insanın zihnine yerleşiyor. Özellikle aynalar, kimlik, takıntı ve gerçeklik hissi etrafında dönen o boğucu atmosfer uzun süre aklımdan çıkmayacak gibi.
Eğer klasik polisiyelerden farklı, daha tekinsiz, daha psikolojik ve yer yer rahatsız edici hikâyeler okumayı seviyorsanız bu kitap kesinlikle şans verilmesi gerekenlerden biri.