Gülünün Solduğu Akşam, birtakım belgelerden yola çıkılarak yazılmış sıradan bir belgesel roman değildir. Erdal Öz, cezaevindeyken tuttuğu notlardan, günlüklerinden, mektuplarından ve anılarından yararlanarak bu eseri oluşturmuştur. Bu yönüyle kitap, dönemin yalnızca dışarıdan gözlemlenen bir anlatısı değil; doğrudan yaşanmış bir tanıklıktır.
Yazarın, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve arkadaşlarıyla Ankara Mamak Cezaevi’nde yaptığı koğuş arkadaşlığından doğan bu eser, Türkiye’yi derinden etkileyen 68 kuşağının mücadelesine ışık tutmaktadır.
Kitapta; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Mehmet Asal ve Mustafa Yalçıner gibi dönemin önemli isimlerinin ideolojik yaklaşımlarını, planlanan devrim stratejilerini ve girişilen mücadeleyi daha yakından okuma fırsatı buluyoruz. Eserde yalnızca siyasi olaylar değil; genç yaşlarında büyük bir inançla hareket eden insanların umutları, korkuları, öfkeleri ve kararlılıkları da yer almaktadır.
Bu gençler, Amerikan emperyalizmine karşı bağımsız bir Türkiye savunusu yapmış, hukukun ve eşitliğin herkes için geçerli olması gerektiğini dile getirmişlerdir. Amerikan 6. Filosu’nun önünde saf tutup namaz kılanlar sessizce geri çekilirken, Denizler emperyalizme karşı dimdik durmuş ve halkın sesi olmaya çalışmışlardır. Düşüncelerinden korkanlar ise onların idamını mecliste iki ellerini kaldırarak onaylamıştır.
Ancak aradan geçen yıllar göstermiştir ki; onları ölüme gönderenlerin büyük kısmı tarihin karanlığında silinip gitmişken, Denizlerin adı hâlâ çocuklarda, meydanlarda, sokaklarda ve insanların hafızasında yaşamaya devam etmektedir. Bu nedenle Gülünün Solduğu Akşam yalnızca bir dönem anlatısı değil, aynı zamanda Türkiye’nin siyasi hafızasına tutulmuş güçlü bir aynadır. Gülünün Solduğu AkşamErdal Öz