Dinle Beni, Tess Gerritsen’ın yine sürükleyici anlatımıyla başlayan ama bu kez temposunu zaman zaman kendi yan hikâyelerinde kaybeden bir roman olmuş. Boston’da korkunç bir cinayet işlenirken Dedektif Jane Rizzoli ve adli tabip Maura Isles olayın peşine düşüyor. Bir yanda travmatik bir cinayet soruşturması ilerlerken diğer tarafta Angela Rizzoli’nin mahallesinde yaşadığı olaylar ve komşularıyla olan ilişkileri hikâyeye farklı bir yön katıyor. Roman boyunca iki ayrı atmosfer paralel şekilde ilerliyor ve bu da okurda bir noktada bütün parçaların birleşeceği hissini sürekli canlı tutuyor.
Tess Gerritsen’in kalemi zaten kolay okunan, akıcı ve merak uyandıran bir yapıya sahip. Bu yüzden kitap kendini yine okutuyor; sayfalar hızla ilerliyor. Ancak Angela Rizzoli tarafının hikâyeye fazla dahil edilmesi bende ana korku ve gerilim hissini biraz geri plana itti. Sürekli olarak mahallede yaşananlarla ana cinayet kurgusunun büyük bir bağlantısı çıkacakmış gibi düşündüm ama beklediğim gibi olmadı. Bu da romanın temposunu biraz düşürmüş.
Yine de Gerritsen, gerilimi tamamen kaybettirmeden hikâyeyi toparlamayı başarıyor. Özellikle final kısmı “boşa okumuşum” hissi bırakmıyor; son bağlantılar fena kurulmamış. Ama serinin bazı kitaplarının yarattığı o yüksek tansiyon ve çarpıcılık burada biraz eksik kalmış gibi hissettim. Kötü bir roman değil, hatta türü seven çoğu okur yine keyifle okuyacaktır fakat ben bu hikâyeden biraz daha sert, daha karanlık ve daha vurucu bir deneyim beklerdim.