Sıfır Noktasındaki Kadın; kadın olmanın, baskının, öfkenin ve özgürlüğün en sert, en acımasız hâliyle anlatıldığı kitaplardan biri oldu benim için. Firdevs’in hayatını okurken sadece onun hikâyesine değil, toplumun kadınlara çizdiği o karanlık sınırlara da tanık oluyoruz. İnsanı bazen sadece acıların, susmanın değil de düşünerek bazı acıların gerçeğini kavrayarak büyüttüğünü anlıyorsunuz. Bu büyüme öyle sancılı ki, öyle acılı ki bu ruhsal ve fiziksel sancılar; hikayenin sonunda alacağınız ufak bir nefesten bile vazgeçiyorsunuz. Kitap kısa olmasına rağmen sizde bıraktığı etki uzun süre geçmiyor; bazı satırlar insanın içine ağır ağır yerleşiyor. Özellikle kadınların yaşadığı görünmez yaraları, değersizleştirilmeyi ve hayatta kalma mücadelesini çok çarpıcı bir dille anlatıyor. Okurken yer yer öfkelendiren, yer yer hüzünlendiren ama en çok da bir kadın olarak ‘bunları ben yaşasaydım be olurdu?’ diye düşündüren bir kitap oldu benim için. Altını çizdiğim cümleler günlerce aklımdan çıkmadı… Her kadının okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar…