BüşraÖnce Sen Beni ÖldürdünJohn Marrs
...bir katil, bir cinayet zanlısı ve bir șantajcı.Herkes artık yerini biliyordu....
Bu yazar ne yazarsa yazsın okurum arkadaş ben! Fantastik de yazsa, gerilim de yazsa, hakkını veriyor. Merak unsurunu asla elden bırakmıyor. Yine bayıla bayıla okuduğum bir kitaptı.
Üç farklı kadın.
Üç farklı hayat.
Üç farklı sır.
Ve devam eden seri cinayetler...
Yazarın en sevdiğim huyu sanırım, herkesten şüphe ettirip en sonunda olması en mantıklı kişiyi suçlu çıkarması. Tahmin etmiş bile olsanız o kadar güzel kafanızı karıştırıyor ki 'bunun çıkması en doğru olandı' diyerek zaten içinize hemen siniyor.
Margot karakteri oldukça yordu beni ve sinir krizine soktu. Bu kadar kendini düşünmesi, bencil olması, narsist olması, iki kez cinayet de parmağı olmasına rağmen asla yaptığının yanlış olduğunu düşünmemesi.. Liv onu renci de ettikçe ben keyif aldım resmen.
Liv'e ise tam anlamıyla bayıldım. Tamam, onun da zamanında yaptığı yanlışlar varmış fakat en azından dinsizin hakkından imansız gelir lafını dolu dolu yaşattı bize. Margot'un kibri ve kötü kalpliliği karşısında Anna'yı kardeşi gibi korudu.
Anna ise biraz pasif bir karakterdi. Geçmişin de yaşadıklarını okurken baya kalbim kırıldı, sonrasında yaptıkları veya yapamadıkları her şey için susmam gerekiyor çünkü nereden bakarsam oradan haklı çıkıyor.
Şenlik ateşi bölümüne gelene kadar X kişisinin ölmesini deli gibi istiyordum, yaptığı onca şeyden sonra ölmeyi kesinlikle hak ediyordu fakat kurtulunca yaşadığım hayal kırıklığını anlatamam. Gerçi kurtulmuş olması en iyisi idi çünkü hikaye bambaşka yere evrildi resmen.
Y kişisi için resmen' eleman psikopat çıktı Rıza Baba' repliğini yaşadım. Bu kadar acımasızlık, psikopatlık biraz fazla değil miydi sence de canım?
9.5 vermemin sebebi sonunun biraz belirsiz bitmesi idi. Z kişisinin mesela hayatı bundan sonra nasıl olacaktı? Davadan kurtulabildi mi? Y'nin ceza almadan hayatına devam etmesi canımı sıktı. Bu iki unsur olmasaydı 9.5 olurdu.