·152 syf.····Okunma: 11 Mayıs 2026 00:00 Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun. Kitap incelemesine gelince;
Makdisi, bu eserinde modern dünyanın kutsalı olan demokrasiyi, Tevhid terazisinde tartıyor. Kitabın ana meselesi basit ama sarsıcı: Teşri (kanun koyma) yetkisi kime aittir? Demokrasi, bu yetkiyi Allah’tan alıp insanlara (parlamentolara) devrettiği için beşeri bir dindir ve doğrudan doğruya şirktir.
"Laikliğin Kokuşmuş Meyvesi" tabiri, sistemin sadece siyasi başarısızlığını değil, akidevi çürümüşlüğünü de simgeliyor. Kitabı okurken, "Lailaheillallah" kelimesinin sadece dilde kalan bir söz değil, bütün tağuti sistemleri reddeden bir eylem olduğunu tekrar idrak ediyorsunuz.
Aklıma hemen şu soru geliyor: Demokrasi: Halkın Egemenliği mi, Allah’a İsyan mı?
Kur'an-ı Kerim'de Egemnliğin yalnızca Allah'a ait olduğu defalarca paylaşılırken, halkın egemenliği zırvası da ne oluyor?
Kendini İslam'a nispet edenlerin zihnine sızan "İslami demokrasi" veya "ılımlı laiklik" gibi kavramların altındaki temeli yerle bir ediyor. Eserin en güçlü yönü, demokrasinin bir yönetim biçimi değil, bir "ilahlık iddiası" olduğunu ayetlerle ve selefin bakış açısıyla ortaya koymasıdır.
Yazarın özellikle "Tevhid al-Hakimiyyah" kavramı üzerinden yaptığı açıklamalar, günümüzdeki siyasi kargaşada Müslimlerin durması gereken safı netleştiriyor. Demokrasinin neden bir küfür nizamı olduğunu, oy vermenin akidevi boyutlarını ve tağutu reddetmenin imandaki yerini anlamak için bu kitap bir manifesto niteliğinde.
Tavizsiz bir akide okuması yapmak isteyenler için başucu eseri.