·1062 syf.····Okunma: 09 Mayıs 2026 00:00 Elimde uzun uzun süründü. Romanın sıkıcı olmasından kaynaklı değil asla. Ben romanı fazlasıyla beğendim ama benim için bu kadar uzun bir romanı bir seferde okuyup bitirmek pek mümkün değil. Araya başka romanlarda girdi ve işte şimdi buradayız, sonda.
Romanda fazlasıyla karakter olsa da Anna, anna karakterimiz. Anna'nın eşi Aleksey, Anna'nın yasak aşkı Vronski, Vronski'nin bir zamanlar ilgilendiği Kiti, Kiti'nin sonradan eşi olan Levin, Anna'nın ağabeyi Stiva ve onun eşi Doli.
Doli ve Stiva inişleri çıkışları olan ama devam eden bir evliliği, Levin ve Kiti içinde aşkı barındıran mutlu bir evliliği, Anna ve Vronski ise içinde tutku olan yasak bir aşkı temsil ediyor.
Levin karakteri kitapta Tolstoy'un kendi hayatından büyük izler taşıyor. En çarpıcılarından biri Levin karakteri kitapta Kiti ile evlenmeden önce hayatındaki tüm çarpıcı detayların olduğu günlüğünü Kiti'ye verip okumasını istiyor. Kiti günlüğü okuduğunda bunun üstesinden nasıl geleceğini düşünse de Levin ile tüm düşüncelerine rağmen evleniyor ve onlar mutlu oluyorlar. Tolstoy'da eşi Sofya'ya günlüklerini evlenmeden önce okutmuştur. İkisinin de taşrada yaşaması, tarıma olan ilgileri ve hayatı sorgulaması benzer yanları.
Dinlediğim bir podcast serisinde "Hangi kitabının sonunu değiştirmek isterdiniz?" sorusuna biri "Anna'yı öldürmezdim." demişti. Kitabın sonunda bu geldi aklıma ama ben böyle kalsın ve Anna hayatımızdan çıksın isterdim sanırım. Kendi hayatımdan izler bulduğumdan da olabilir ama Anna karakterini hiç sevemedim. Yaşadığı duyguları o zamanın diğer kadınları gibi gizli saklı yaşamayı seçmek yerine eşine açık yüreklilikle söyleyip toplumun tüm baskılarına rağmen duygularının peşinden koşması büyük bir yüreği gösteriyor olabilir. Fakat sanırım ben ne sebeple olursa olsun aşkın her şeyi affetmeyeceğini düşünüyorum. Belki de Anna tüm bu hezeyanları ve sonu hak etmiştir, kim bilebilir.
Ben romanı İletişim yayınlarının çevirisinden okudum, Vladimir Nabokov'un sonsözüyle bitiyor roman. Diğer yayınevlerinde bu sonsöz var mı bilmiyorum ama yoksa da bulup okumalısınız, kitap hakkında inanılmaz güzel tahlillerde bulunmuş eleştirmen. Okumadan sakın geçmeyin, kitabı burayı okuduğumda kafamda tamamladım.
Sonsözden bir alıntı bırakmak istiyorum buraya: "İnsanı üzen, onun gerçekle yüz yüze geldiğinde kendi benliğini her zaman tanıyamamış olmasıdır. Şu öyküyü pek severim; yaşlılığında, kasvetli bir gün, roman yazmaktan vazgeçişinden yıllar sonra, eline rastgele bir kitabı almış, ortasından okumaya başlamış, ilgilenmiş, çok hoşlanmış romandan, sonra adına bakayım demiş ve görmüş ki; Anna Karenin, yazarı Leo Tolstoy." Bu alıntıyı arada okuyup üzerine düşünmek iyi olabilir gibi.