·200 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Mayıs 2026 13:00 Türk Edebiyatı okumayı severim. Her zaman dediğim gibi bende Türk Filmi izliyor hissi uyandırır. Bu kitapta ondan aşağı kalmadı. Anlatımı son derece güzeldi. Duygusal, romantik, betimlemeler kişileri canlı halde sunacak düzeydeydi. Kitabın bütününde akıcılık ve merak unsuru sizi sarıyor. Konu da oldukça bilindik. İki kadın bir adam... Türk edebiyatının klasik bir çerçevesi vardır. O çerçeve içinde kişiler kahramanlar değişir...
Zavallı Necdet...
Bence kitabın adı Zavallı Necdet olmamalıydı. Necdet'in neresi zavallı pardon?
Kısaca konuyu özetlemek gerekirse, son derece çekici, yakışıklı, tahsilli, görgülü, zengin bir adam var : Necdet Feridun.
O kadar kendini beğenmiş birisi ki bazı sayfaları okurken adama sinir olabilirsiniz. Zira ben fazlasıyla oldum.
Ama ne derler bilirsiniz, Böbürlenme Padişahım Senden Büyük Allah Var....
Necdet Feridun ailesinin taşındığı yeri başta küçümser... Sonra ziyaretlerine gittiğinde yandaki pembe köşkte bir kız görür ve kalbine kurşunu yer.
Hani kızları gönül eğlendirmek için kullanan, gelip geçici sevdalar yaşayan, kadınları önemsemeyen, sevmeyi seven Necdet Feridun aşkı tanır, hemde öyle böyle değil...
"Budala! Hayatımı tamamen ona adayacağımı sanıyordu galiba. Hakikaten! Kadınlar fikirsizdir."(s.4) böyle düşünen bir adamın, bir kadın yüzünden perişan oluşunu izlemek için bile okunur bu kitap.
Kitap boyunca Necdet'in yaşadıklarını, arkadaşı bizlere aktarıyor.
İkili ilişkilerin geniş olduğu bir kitap diyebilirim...
Necdet pembe köşkte gördüğü Meliha'ya aşık olur. Ancak Meliha, Necdet'in kötü şanından haberdar olduğu için ona asla yüz vermez. Meliha'nın abisi ile Necdet'in kardeşi evlenir...
Eş zamanlı olarak Necdet'in okuldan beri tanımakta olduğu İbrahim Şemsi Bey ile Meliha da izdivaçta bulunurlar.
Bu süreçlerde Necdet permeperişan hallere düşer...
"Arzuladığım bir yer var, oraya varmak imkansız. Oradan uzaklaşmak mümkün, fakat uzaklaşamıyorum... Bir kuvvet, karşı koyamadığım bir çekim kuvveti beni o tarafa çekiyor, sürüklüyor."(s.12)
Diğer taraftan Meliha, asker kocasından beklediği ateşli aşkı göremez.
"O istiyor ki biraz sevsin, pek çok sevilsin."(s.60)
İlgisi Necdet'e kayar...
Necdet zaten kendini zor zepteden bir vaziyettedir. İkisinin de karşılıklı olarak birbirlerini sevdiklerini fark ettikleri nokta kitap ateş alıyor.
"Çünkü artık sahte tavırlardan, maske altında yaşamaktan bıktım, bundan emin olunuz... İşte ben kalbimin hissettiklerini açıktan açığa size söylemeye başlıyorum."(s.63)
Meliha'nın, Necdet'e yakınlık sağlamaya çalıştığı bölümlerde, Necdet'in arkadaşına ihanet etmemek için verdiği çabayı çok net görüyoruz. Adam resmen Meliha'dan kaçıyor... Arkadaşı İbrahim Şemsi'nin böyle bir ihaneti asla hak etmediğini savunuyor...
Meliha'nın, evlilik kararından duyduğu pişmanlığı ve evliliğinde aradığını bulamadığını okuyoruz.
"Aldanmışım, bunu sonradan anladım."(s.64)
Ve malesef bir hezeyan anında korkulan oluyor...
Sonrasında aylarca süren hastalıkla uğraşan Necdet annesinin yönlendirmesiyle, halasının kızı ile yuva kurma ya çalışıyor ama bu süreçte Meliha hanım, Aşk-ı Memnu'nun meşhur karakteri Bihter olmaya başlıyor.
Bkn: "Bu kızın mutluluğu beni öldürüyor. Bu evlilik bozulmalı,mutlaka bozulmalı!"(s.150)
Meliha'nın gölgesi, Müzehher ve Necdet'in mutlu olmasına daha doğrusu Necdet'in Meliha'dan uzaklaşmasına engel olur.
Müzehher aralarında geçen yasak aşka tanık olduğu gece hakkın rahmetine yürür... Kitap baştan sona trajedi gibi...
Neyse efendim Necdet çok perişan değilmiş gibi birde Müzehher için perişan olur... Ölümünden kendini sorumlu tutar..
Hasta ruhlu Meliha ( ki bence cidden böyle ) Necdet'i tehdit eder onunla olabilmek için elinden gelen her şeyi yapar...
Meliha saplantılı aşık diyebilirim.
Efendime söyleyeyim kitabın sonunda üç ölüm üç mezar ve çok acı bir gerçek sizleri bekliyor...