Erdal Fidan , Münkesir ile
aynada gördüğü suretten utanan,
sahip olduklarının sahteliğiyle sarsılan
ve "insanlığını yitirmemiş olanlara"
derin bir iç döküyor.
Kitap, her şeye sahip olduğunu sanan modern insanın o büyük zavallılığını, sahte sadakatlerin, maskeli yüzlerin ve vitrinlik huzurların arasında nasıl bir hiçliğe mahkûm olduğunu ince bir neşter darbesiyle deşiyor.
Yazarın dili akıcı, evet, betimlemeler gökyüzüne tersine yağmaya çalışan kirli sular kadar çarpıcı. Ancak bu "münkesir" (kırılmış) gönüller mahallesinde, okur bazen kendi aynasındaki çatlaklardan korkar hale geliyor. Gerçek huzuru nerede arıyoruz? Sahip olduklarımızda mı, yoksa vazgeçebildiklerimizde mi?.
İçtenliğiyle sarsıyor, samimiyetiyle yaralıyor bu eser. Mutluluk denilen o sahte maskenin altındaki huzursuzluğu görmek isteyenler için bu kitap. Eğer siz de kendi sadakatinizi, vefanızı ve o çok güvendiğiniz dünyalık kalelerinizi bir dilencinin tek bir sorusuyla yıkmaya hazırsanız, Münkesir'in o kırık dökük ama bir o kadar da sahici dünyasına adım atın derim. Zira bazen tamir olmak için, önce en derinden kırılmak gerekir.
Bu kitap, senin "ben" dediğin o sahte sarayı yıkmaya geliyor. Eğer sen de "sahip olduklarımın kölesi miyim?" diye dertleniyorsan, bu sayfalarda kendi kırıklarını bulacaksın. Unutma ki ışık, sadece kırıklardan içeri sızar. Münkesir olan, yani kalbi kırık olan, Hakk'a en yakın olandır.
Bu eser, seni senden alıp, asıl "sen"e götüren sessiz bir rehber hükmündedir. Okuyasın ki, uyanasın. Uyanasın ki, huzura kavuşasın.
Münkesir ol, ama münfail olma!
Vesselam
Kıymetli yazarım, asıl biz teşekkür ederiz. Ruhun o derin sızılarını böylesine samimi bir dille kaleme alıp gönül heybemize bıraktığınız için minnettarız. Kaleminiz daim, kelamınız gönüllere şifa olsun. Selam ve muhabbetle.