Sizi sıcacık, doksanlarmış gibi olan bi mahalleye götüreceğim
Defne ve Atlas babalarını kaybetmiş iki kardeş. Defne bu üzücü durumu kabullenmiş ve bir süre sonra hayatın devam ettiği inancı ile üniversiteye hazırlanmaktadır fakat Atlas hem küçük hem de yeterince durumun üstesinden gelemediği için, gittikçe içine kapanık, evden çıkmayan sürekli oyun oynayan bir çocuk olmuştur. Ablası Defne buna çok üzülür ve bir gün aklına müthiş bir fikir gelir. Kardeşi için bir oyun tasarlamak ister. Bu öyle bir oyun olmalıdır ki; Atlas'ın yeniden hayatın içie karışıp, eski neşeli haline dönmesini sağlamalıdır. Bu konuda yakın arkadaşları Eylül ve Alpten yardım ister. Ve oyunu tasarlamayı başarırlar. Geriye bir tek Atlas'ın oyunu oynaması kalır..
Olay her ne kadar oyunla başlasa da, bizi bir mahalle hikayesinin içine atar. Ama ne mahalle... Kendinizi satırların arasında kendi çocukluğunuzda bulabilirsiniz. Çok sıcacık, sizi sarıp sarmalayan bir hikaye.
Bazen sevdiklerimize yardım etmek isteriz ama yetersiz kalırız. Bu anlamda da bir dikkat unsuru oldu benim için. Özellikle genç arkadaşlarımın bu kitabı okumalarını çok isterim. Üstelik kitap Notre Dame De Sion Edebiyat Ödülü de kazanmış