Ve siz güzel insanlar, yine sizinleyim
Kitapları konuşmak ve inceleme yazarak aslında kendi kendime anlatmaya çalışıyorum. Bu şekilde kitap daha kalıcı ve keyifli oluyor zihinde.
Başlıyoruz ;)
Atsız’ın "Bozkurtlar"ı, bir milletin varoluş kavgasını Kür Şad gibi ulu bir kahramanın azmi ve oğlu Urungu’nun hüzünlü kaderi üzerinden ilmek ilmek işleyen, okuyucuyu bozkırın ortasında hem ağlatan hem de gururlandıran devasa bir anlatıdır. Kitap boyunca Kara Kağan’ın yaptığı stratejik hataların ve Çinli katunun zehirli etkisinin bedelini koca bir budunun nasıl ödediğini okurken, Kür Şad’ın 9 yıllık tutsaklıktan sonra Ötüken’de yaktığı o kutsal ateş, sönmek üzere olan umutları yeniden yeşertiyor. Yamtar’ın gücü, Almıla’nın zarafeti ve kırk yiğidin sarsılmaz sadakati zihnimizde birer birer canlanırken, beni en çok etkileyen Urungu ve Ay Hanım’ın o sessiz, buruk hikayesi oldu; Kür Şad’ın mücadelesine duyduğumuz hayranlık, Urungu’nun kötü kaderiyle birleşince ortaya yürek sızlatan bir destan çıkıyor. Yer yer boğazı düğümleyen, yer yer ise hürriyetin o keskin kokusunu hissettiren bu kitap, atalarımızın ne denli çetin savaşlara göğüs gerdiğini hatırlatan, aidiyet duygusunu zirveye taşır... Geleceğe rehber kitap. Atatürk'ün gençliğe hitabı gibi... "Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir."... "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur... "
Atsız’ın Bozkurtlar’ında okuduğun o "teslim olmayan Türk ruhu" ile bu hitabenin ruhu ne kadar da birbiriyle örtüşüyor, değil mi? Her iki metin de en zor şartlarda dahi pes etmemeyi ve "vatan" kavramını her şeyin üstünde tutmayı hatırlatıyor.
Mutlaka okumalısiniz. Kesinlikle seveceksiniz.