·293 syf.····Okunma: 12 Mayıs 2026 00:00 “1500’lü yılların sonu… Londra’ nın doğusundaki bir kasabada yaşayan Hamnet adında bir oğlan, telaşla merdivenden iniyor. Ateşler içinde yatan ikiz kardeşine yardım edecek birini bulması gerek. Anne oradan 2 km uzakta, arı kovanlarının başında, bu bereketli canlıların neden huzursuzlandığını anlamaya çalışıyor. O an bilmese de ömrünün geri kalanı, asıl kendi içinde aniden oluşan huzursuzluğa kulak verip de eve geçseydi yaşananları değiştirip değiştiremeyeceğini mercek ederek geçecek. Hamnet’in duyulmayan haykırışı, annenin ömür boyu dönüp durduğu bir an olarak kalacak”
Arkadaşımın hediye etmesi üzerine arka kapak yazısıyla başladım. Öncelikle Kitap çok akıcı ilerliyor. Okudukça okumak istiyorsun. Karakterlerle başlayacak olursak
Agnes’ im: fedakar, bulunduğu yeri bitkilerle güzelleştiren, önsezilerini duyan ve önsezilerine güvenen, ilk doğumunu doğada yapacak kadar doğayla ilişkisi kuvvetli, rüyalarını anlamlandıran, hasta insanları annesinden öğrendiği bitkilerle tedavi eden bir anne. Çocuklarının özelliklerini görüyor ve onları özelliklerine göre yetiştiriyor. Eşine sadık, aynı zamanda ortak bir acıları olduğunda eşi gitmek isteyince onu durdurmadığı, evden uzakta yaşamaya başladığında onu aldattığını hissedince ona yeterince öfkelenmediği için kızdığım da bir karakter.
Baba(Shakespeare): Agneslerin çiftliğinde babasının borçlarından dolayı Latince öğretmenliği yapıyor. Agnes’ i görünce ona aşık oluyor. Babasının işi eldivencilik ve bu yüzden babasının mesleğini yapması için baskı görüyor. Aynı evde yaşıyorlar ve en son dayanamayıp ilk çocuğundan sonra depresyona girerek Londra’ ya gitmeye karar veriyor. Sorumluluklarından sık sık kaçıyor. Eşinin evlatlarının ona ihtiyaçları olduğu an yine kaçıyor. Yüzüstü bırakıyor. Çok kızıyorum o an ona. Karısını ve çocuklarını o acının içinde bırakıp ben dayanamam deyip kaçıyor. Yılda 2 kez geliyor eve.
Hamnet evin oğlu. Kardeşi hasta diye etrafındakilerden yardım istemeye çıkıyor. Aksilik bu ya etrafta hiç kimse yok. Hamnet’ in çaresizliğini ilmek ilmek hissediyorsun. Hamnet’ e koşup yorulmuşsun sen geç ben anneni bulayım demek istiyorsun. Yazar okurken ters köşe yapıyor. Olaylar başta bir Agnes’in doğumundan, bir Shakespeare’ in evinden işlenirken sonradan şimdiki ana geliyor. Duygular o kadar sahici o kadar güzel aktarılmış ki. Bir kadının bir kardeşin en büyük acısı o kadar güzel yansıtılmış ki. Yas süreci aşamalarını net bir şekilde görebiliyoruz aile bireylerinde. Sosyal destekleri eksikti aile fertlerinin. Herkes kendi halinde yaşamaya çalıştı acısını. Baba en son acısını aile bireylerine sormadan oyun haline getiriyor ve bu da zaten bardağı taşıran son nokta. Shakespeare i shakespeare yapan da Agnes’ ti bence. Gitmesine annesigilin yanında kalmasına gönlü razı olmadı. Varsın uzakta olsun iyi haberi gelsin dedi tabiri caizse. Biyografilerde sadece adının geçmesi çok üzücü.