Bu kitap korku değil ama içini korkudan beter yakıyor.
Hikaye 6 yaşındaki Zezé’nin gözünden. Fakir bir aile, şiddet gören bir çocuk, anlaşılmayan bir dünya. Zezé’nin tek sığınağı bahçedeki konuşan şeker portakalı ağacı. Onunla konuşuyor, dertleşiyor, kaçıyor.
Kötü olan şu: Bu kitap uydurma değil. Yazar kendi çocukluğunu yazmış. Yani Zezé’nin yaşadığı her şey gerçek.
Okurken hem çok kızıyorsun hem çok üzülüyorsun. “Bu kadar küçük bir çocuk bunu nasıl taşıyor” diyorsun. Sonu da öyle bir geliyor ki, kitabı kapattıktan sonra 10 dakika duvara bakıyorsun.
Dili sade, akıcı. Çocuk gözüyle anlatıldığı için ağır değil. Ama konu ağır. Hassassan seni bozabilir.