Gönderi

9/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 09:01
“Kelebeğin ölümüne üzülürsün de hamamböceğininkine üzülmezsin. Ölümün bile estetik standartları vardır.” Bu sözler bu kitaptan değil. Fakat başından sonuna bu kitabın bana düşündürdüğü sözler bunlardı. Kitabımızın kahramanı varlıklı bir aileye doğmuş olan çirkin bir cücedir. Toplum içinde bu haliyle kabul görmeyeceğini düşündüğü için 18 yaşına kadar kapıdan dışarı adımını bile atmaz. Haksız da değildir. Nitekim evin hizmetçilerinin bile yanından geçerken kamburuna elleri ile bastırıp kıkır kıkır güldükleri bir yaratıktır(!) o. Ona hayatta saygı gösterip, onu koruyan ve sahiplenen tek kişi bakıcısıdır. 18 yaşında babasının ölümünden sonra geri kalan servetin sahibi olur ve bu durumun verdiği güç ve sorumluluk duygusu ile hayata karışmayı dener. Önce emrinde çalışan işçilere oturdukları evleri hediye eder ve onlara daha iyi çalışma koşulları sunar. Değersizlik duygunuz varsa size iyilik yapma alçakgönüllülüğünü gösteren insanları da kendiniz gibi zayıf ve değersiz görürsünüz. İşte bu değersizler ordusu da cücenin bu iyiliğine onu küçümsemek suretiyle karşılık verirler. Nihayetinde o çirkin bir cücedir, iyilik yapsa nedir yapmasa nedir. Dış görünüşü normal insanlar gibi olmasa da gayet normal insani duygulara sahiptir cüce. Topluma karışma ve arkadaşlık kurma isteği, cinsel arzuları vardır. Fakat insanların yaptığı tek şey ondan kaçmaktır. İyi bir insan olmanın ona bir şey kazandırmadığını gören cüce acımasız ve kötü biri olmaya karar verir. Emrinde çalışanlara çok acımasızca davranır, fahişelerle cinsel birliktelik kurar ama paralarını bile vermez. Bunlar tam da kendine yakışan (!)hareketlerdir ve böylece toplum tarafından bir parça saygı ve kabul görür. Gel gelelim, kötü olmak onun doğasında olan bir şey değildir ve bu eğreti duran gömleği üzerinde uzun süre taşıyamaz. Bir gün gitar çalan bir çingeneye rastlar ve ondan gitar çalmayı öğrenmeye karar verir. Artık onu hayata güçlü bir şekilde bağlayan, ona umut aşılayan bir gitarı vardır ve iyi bir gitarcı olursa belki de toplum tarafından kabul edilebilecektir. Burdan sonrasını okuyucuya bırakıyorum. Hikayenin sonunu bilmek önemli fakat bu kitabın her satırı bana göre çok vurucu. Kendimizle barışık olma hikayelerini bir kenara bırakalım, toplumda yazılı olmayan bir kural vardır; görünüş her şeydir. Çağın güzellik standartlarına uyduğunuz sürece değer görürsünüz, ciddiye alınırsınız. Eğer uymuyorsanız çeşitli vesilelerle kendinizi ispat çabasına girişirsiniz ki kabul görebilesiniz. İşte yazar bu genel geçer konuyu, değil bu günün, hiç bir zamanın standartlarına uymayan görünüşte bir hikaye kahramanı ile ele almış. Bir canavarsan(!) kabul göremezsin, bunu biliyoruz. Ama kabul görmeyen bir canavarın iç dünyasında neler olup bitiyor, bunu çoğumuz bilmiyoruz, ve hatta düşünme gereği bile duymuyoruz. Kısacık bir metin içerisinde çok vurucu bir hikaye ele almış yazar. İnsan doğasını anlamaktaki inceliğini, duyguları söze dökmekteki ustalığını ve özgünlüğünü ayakta alkışlıyorum. Ne muhteşem bir tanışma oldu yazarla. Kitabı çok ama çok beğendim.
GitarMichel del Castillo · Can Yayınları · 1994500 okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.