Steinbeck'in o meşhur finali... Bu adamın, unuttuğumuz en insani hücrelerimize, en kuytu duygularımıza dokunmasına bayılıyorum... Son satırlar bittiğinde gerçekten insanın göğüs kafesine koca bir taş oturuyor.
Kitabın ortalarında Candy ve köpeği arasındaki o sarsıcı sahne; George’un "birini sevmenin en ağır bedelini" öğrendiği anmış meğer... Candy, köpeğinin başkasının eliyle, soğuk bir tüfekle vurulmasına izin verdiği için o kadar büyük bir pişmanlık yaşıyordu ki; George o sahnede aslında kendi geleceğine, Lennie ile olan kaderine bakıyordu. (Biz de kitabın finaline...)
O son bölümde zihnimde sayfalar öncesinden Candy’nin çaresiz sesi yankılanıyordu:
"Onu ben vurmalıydım George..."
Vakit geldiğinde George, Candy’nin düştüğü o hataya düşmedi. Dünyanın en trajik muhakemesini yaptı o an. Lennie’nin vahşi bir kalabalığın ortasında, canı yanarken
"George nerede? Beni neden kurtarmıyor?" diye çaresizce etrafa bakmasını göze alamadı. Onca yıllık sarsılmaz güvenin, bir yabancının namlusunda "hiç" olmasına izin vermedi.
Lennie'yi en güvende hissettiği yerde; George’un sesinde, o meşhur "tavşanları besleme" rüyasının tam kalbinde uğurladı.
Bu bir cinayet değil, George için dünyanın en trajik merhamet sahnesiydi.
George o tetiği çektiğinde sadece Lennie’yi değil, kendi yaşama sevincini ve o meşhur "biz" olma halini de o nehir kıyısına gömdü. Ve artık o da herkes gibi, o soğuk "yalnızlık hücresine" hapsoldu...
Peki siz; birini sonuna kadar korumak, gerektiğinde onu acıdan kurtarmak için bu kadar ağır bir bedeli ödemeyi göze alır mısınız? Candy mi haklıydı, yoksa George mu daha cesurdu?
ÇÜNKÜ BAZEN SEVMEK; BİRİNİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAMAK İÇİN KENDİ KALBİNİN ÖMÜR BOYU KIRIK KALMASINI GÖZE ALMAKTIR.
Çavdar Tarlasındaki Karahindiba:
instagram.com/reel/DXPa_tujTa...Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck