İnsan, varoluşu gereği arayışla açar gözlerini dünyaya. Anne karnından çıktığında yöneldiği ilk şey de bir arayıştır aslında; sığınmak istediği anne sıcaklığı… Hatta literatürde bununla paralel ilerleyen “arama refleksi” diye bir kavram bile vardır.
Bu arayış beden var oldukça devam eder. Ruh; varoluşunu, var olmadan önce geldiği yok oluşu ve anlamını hayatın satırlarına milim milim işlemeye çalışır. Bulunmak ister, bilinmek ister. Ne olduğunu, ne için yaşadığını; kim ve kim için var olduğunu anlamaya çalışır.
Aslında kitabımız, bu kadar derin fikirlerin tartışıldığı bir eser değil. Ama bu anlamı ona yükleyen bendim. Hayatta hiçbir şeyin belleğimize rastgele kaydedildiğine inanmam çünkü. Tıpkı aylar sonra bu mecraya dönüşümün ilk inceleme kitabının bu olması gibi…
Düşünüyorum da şimdi ardıma baktığımda, geçen zaman boyunca içinde bulunduğum en büyük eylemin hep bir arayış olduğunu görüyorum. Ruhumu, kendimi, hayatımı, sevdiklerimi, ailemi, işimi; maddi ve manevi anlam yüklediğim her şeyi didik didik ettiğim bir arayış...
Aradığım her şeyi buldum mu bilmiyorum. Fakat bulduklarım, muhakkak ki en çok aradıklarımdı:)
Kitapla ilgili birkaç şey söyleyecek olursam :)
İlgilenenler bilir; bu kitap, oyun terapisiyle ilgilenen her çalışmacının ilk kaynaklarından biridir. Terapi boyunca örselenmiş bir çocuğun ruhunu nasıl kaybettiğini, nasıl aradığını ve nasıl yeniden bulduğunu görüyoruz.
Bu ekolün öncülerinden olan Virginia Axline, terapi seanslarını aktardığı bu kitapta gelişim sürecini oldukça çarpıcı notlarla okura sunuyor. Yönlendirmesiz oyun terapisini anlamak, hissetmek ve çalışmak isteyenler için çok kıymetli bir başucu kitabı.
Bulunduğumuz her yerde Özgürce var olabilmek ümidiyle...
***
Sevgili Dips, unutma; burada sadece var olmak yeterli :)