·360 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Nisan 2026 00:00 “Canavarlar ormanda saklanır, gerçek canavarlar ise hep göz önündedir.”
Chloe Davis, Louisiana’nın küçük bir kasabası olan Breaux Bridge’de, anne babası ve ağabeyiyle mutlu bir hayat sürüyordu. On iki yaşına kadar her şey sıradandı… Ta ki 1999 yılının Temmuz ayında kasabada bir kızın kaybolduğu haberi gelene kadar.
Ağustos ayına gelindiğinde üç genç kız daha ortadan kayboldu. Üç ayın sonunda toplam altı kız kayıptı. Hiçbirinin cesedine ulaşılamadı. Olayların başlamasından dört ay sonra Chloe’nin babası Dick Davis tutuklandı. Babası, içindeki karanlığa karşı koyamadığını söyleyerek cinayetleri itiraf etti.
Chloe’nin çocukluğu da o gün bitmişti.
Aradan yirmi yıl geçti.
Chloe, tüm travmalarına rağmen ayakta kaldı ve psikolog oldu. Kendi yaralarını sararken başkalarının yaralarına da şifa olmak istiyordu. Kendi muayenehanesini açtı ve hayatını yeniden kurdu. Ama geçmişin gölgesi asla peşini bırakmadı.
Annesi intihar girişiminden sonra yatalak kaldı ve bir bakım evine yerleştirildi. Babası müebbet hapis cezası aldı; Chloe onu bir daha hiç ziyaret etmedi. Travmalar zaman zaman öyle ağır bastı ki ilaçlara sığındı.
Yine de hayat ona tutunabileceği güzel şeyler de sundu. Nişanlısı Daniel, onun en güvenli limanıydı; onu anlayan, dinleyen ve her koşulda yanında olan adamdı.
Yine de hayat ona tutunabileceği güzel şeyler de sundu. Nişanlısı Daniel, onun en güvenli limanıydı; onu anlayan, dinleyen ve her koşulda yanında olan adamdı. Temmuz ayında evlenmeyi planlıyorlardı. Baton Rouge’daki yeni evlerinde yepyeni bir hayata başlayacaklardı. Fakat Chloe’nin ağabeyi Cooper ile Daniel arasında hep bir gerilim vardı. Cooper bu evliliği onaylamıyordu.
Ve düğün yaklaşırken şehirde iki genç kız art arda kaybolur.
Bu haber, Chloe’nin yıllardır bastırdığı tüm korkuları yeniden canlandırdı. Geçmişteki karanlık, kapısını bir kez daha çalıyordu.
Bu sadece korkunç bir tesadüf müydü?
Yoksa yıllar önceki olayların intikamını almak isteyen biri mi vardı?
Belki de Dick Davis’e hayranlık duyan ve onun yöntemlerini taklit eden yeni bir katil sahnedeydi.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Günümüz ve geçmiş arasında gidip gelen bu kurguda, Chloe’nin babasının tutuklanmasından yirmi yıl sonraki hâliyle tanışıyoruz. Bir yandan geçmişte yaşanan korkunç olayları öğrenirken, bir yandan da Chloe’nin yaşadığı travmaların onda bıraktığı derin izlere tanıklık ediyoruz. Sadece Chloe’yi değil; ailesini ve hikâyedeki diğer karakterleri de psikolojik yönleriyle tanıma fırsatı buluyoruz.
Kitabın bu bölümleri bazı okurlara biraz durağan gelebilir. Ancak bence hikâyenin en güçlü yanlarından biri tam olarak burasıydı. Karakterlerin psikolojik durumlarını detaylı bir şekilde görmek ve geçmişte yaşananları adım adım öğrenmek, olayların etkisini çok daha güçlü hissettirdi. Zaten geçmiş ve günümüz arasında ilerleyen kurguları ayrı bir seviyorum; bu kitapta da en sevdiğim özelliklerden biri kesinlikle buydu.
Cinayetlerin yeniden başlamasıyla birlikte ise kitabın temposu bir an bile düşmedi. Her sayfada gerilim biraz daha arttı. Kitabın başlarında katilin kim olduğuna dair oldukça güçlü bir teorim vardı ve hatta erken bir tahminde bulunabileceğimi düşünüyordum. Fakat hikâye ilerledikçe teorilerim çoğalmaya başladı. Bir noktadan sonra tahmin yürütmeyi bırakıp kendimi tamamen olayların akışına bıraktım.
Yazar bu konuda gerçekten çok başarılıydı. Psikolojik gerilim ve polisiye türünde kurgu her şeydir ve yazar, son derece zekice kurgulanmış bir hikâye ortaya koymuş. Okuru istediği yöne ustalıkla çekiyor, sürekli farklı karakterlerden şüphe duymanızı sağlıyor ve her yeni gelişmede tüm düşüncelerinizi yeniden sorgulatıyor.
Finale yaklaştıkça hiç beklemediğim bir isimle karşılaştım. İlk anda aklımda bazı soru işaretleri oluşsa da devam eden bölümlerde bütün taşlar tek tek yerine oturdu. Böyle bir sonu gerçekten beklemiyordum. Ben ters köşeleri hep “kroşe” olarak adlandırıyorum ve bu kitapta sağlı sollu kroşeler yedim diyebilirim.
Kitabın kapağını kapattığımda hissettiğim ilk şey büyük bir memnuniyetti. Çünkü gerçekten çok zekice kurgulanmış, güçlü bir psikolojik gerilim okumuştum. Sadece finalin çok küçük bir kısmı biraz daha açıklanabilirdi diye düşündüm. Kitabı okuyanların bu noktada ne demek istediğimi anlayacağını düşünüyorum.
Sonuç olarak, çok severek okuduğum bir kitap oldu. Psikolojik gerilim türünü seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Keyifli okumalar.