Bu kitabı ilk okuduğumda, tıpkı Martin gibi büyük hayalleri olan platonik bir aşıktım; sevgiyi yüceltiyor ve hayatın anlamının bu duygularda gizli olduğunu düşünüyordum. Yıllar sonra ikinci kez okuduğumda ise o dönemin hayalleri ve aşkları artık kaybolmuştu. Platonik duyguların ve uçsuz bucaksız hayallerin yerini, kendi gerçekliğini inşa eden bir 'ben' almıştı. Martin Eden, benim için her zaman hayatın dönüm noktalarında duran ve karakterini örnek aldığım bir figür olmaya devam edecek.