Selam kitap dostları! Bugün sizi ruhunuzun derinliklerine dokunacak, her satırında taze toprak kokusu alacağınız büyüleyici bir eserle tanıştırmak istiyorum: Petrikor.
İsmini o hepimizin sevdiği yağmur sonrası toprak kokusundan alan bu kitap, sadece bir hikaye değil; gökyüzü ile yeryüzünün o mistik buluşma anına davet eden bir yolculuk.
Modern bir anlatımla kaleme alınmış olsa da, okurken kendimi bir "modern klasik" atmosferinde buldum."Deneme-roman" tadındaki derin anlatımlardan keyif alanlar kaçırmasın derim.
Yazar; yağmuru, toprağı ve gökyüzünü öyle ustalıkla kullanmış ki, dışarıdaki hava durumu sanki sizin iç dünyanızın bir yansıması haline geliyor.
Kitapta karakterlerin sadece "Adam" ve "Kadın" olarak geçmesi bence eserin en güçlü yanı. Bu sayede hikayenin içine hapsolmuyorsunuz; aksine, kim olmak istiyorsanız o karakterin yerine kendinizi koyabiliyorsunuz Yazarın bölümler arasına yerleştirdiği gezegen anlatıları da ayrı bir keyif veriyor. Lapis ve Oasis, birbirine yaklaşmaması gereken iki gezegen. Tıpkı yeryüzündeki Adam ve Kadın gibi, bu gezegenlerin de yörüngesinden çıkamayan, birbirine kaçınılmaz bir yaklaşma içinde olan ruhların sessiz savaşına tanık oluyoruz
"Gökyüzü ile yeryüzünün ortak kokusu", aslında hayatımızdaki zıtlıkların muazzam uyumunu simgeliyor. Hayaller ve gerçekler, hüzün ve huzur... Bunlar birbirine ne kadar uzak görünse de, aslında bir "koku" kadar yakın ve iç içe. Kitap, bu ince çizgide yürümenizi sağlıyor.
Eğer sakin bir tempo, güçlü bir edebi dil ve insanın ruhuna dokunan bir 'kendini bulma' yolculuğu arıyorsanız; Petrikor tam size göre.