·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Mayıs 2026 11:30 Bazı yazarlar vardır, sadece hikaye anlatmazlar; sizi zamanın içinde bir yolculuğa çıkarıp oradan bambaşka bir insan olarak dönmenizi sağlarlar. Benim için İskender Pala tam olarak bu tanımın karşılığı. Bugüne kadar pek çok eserini satır satır sindirerek okumuş biri olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Eğer ömrümün sonuna kadar tek bir yazar okuma hakkım olsaydı, o isim tereddütsüz İskender Pala olurdu.
Son çıkan romanı Soygun’u bitirdiğimde bir kez daha anladım ki; onun kalemiyle tanışmak, bir okuyucunun başına gelebilecek en güzel edebi tesadüflerden biri. Tarihi bu kadar derinden seven, geçmişin tozlu sayfalarındaki o ruhu arayan biri olarak; Pala’nın tarihi gerçekleri muazzam bir kurguyla harmanlaması, benim okuma zevkimi sadece artırmakla kalmıyor, adeta ikiye, üçe katlıyor.
Her kitabında çıtayı biraz daha yukarı taşıyan, her defasında bizi hem şaşırtıp hem de öğreten o üslup, bu romanda da büyüleyiciliğini koruyor. "Ne yazsa okurum" dediğim nadir kalemlerden biri olmasının ötesinde, o benim için her cümlesine, her betimlemesine ayrı ayrı aşık olduğum bir rehber gibi.
Soygun, sadece bir olay örgüsü değil; tarihin derinliklerinden gelen o estetik dilin modern bir kurguyla buluşması. Kelimelerin efendisi olan hocamız, yine kalbimizi fethetti. Eğer siz de tarihi bir kurgunun içinde kaybolmak ve edebi bir doyuma ulaşmak istiyorsanız, bu yolculuğa mutlaka çıkmalısınız.
İyi ki varsın İskender Pala; senin kalemin var oldukça, biz okurlar her daim o büyüleyici dünyaların misafiri olmaya devam edeceğiz.