·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Mayıs 2026 20:15 Merhaba sevgili okur,
Öncelikle söylemeliyim ki, yazarın diğer eserleri gibi olay örgüsü odaklı olmadığından mıdır bilinmez ama Reşat Nuri Güntekin’in bu romanından haberim dahi yoktu, tanışmama vesile olan kitap dostalarına selam olsun efenim.
Küçük insanların hayatını anlatan bu eser beni beklediğimden çok etkiledi. Zamanında köklü bir aileye mensup olan, kendini adamdan bile saymayan bu küçük adamın adı bile yok. Gururu hastalık olarak gören, alışık olduğumuz ve erdem saydığımız değerlere bambaşka bir açıdan bakmamızı sağlayan bu tembel âdeme yerli Oblomov desek yeridir. Çocukluğundan beri tembelliğinden ve koca kafasından kurtulamayıp sonunda varlığını olduğu gibi kabullenir. Kaderci bir çizgide ilerleyen anlatıda sokaklarda dilencilik yaparken dünyayı gözlemleyen ve hikayeler anlatan birisinin hayatını okuyoruz. Küçük adamların yaşamlarına, hatta ölümlerine tanıklık ediyoruz. Sıradan adamın cenazesinin başka zengin adamın cenazesinin başka yolculukta defnedilişini izliyoruz. Binbir gece masalları gibi hikaye içinde hikaye anlatıyor okura. Özellikle Hazret-i Fahr-i Râzî hikayesini çok beğendim.
Tesadüfler silsilesiyle kendine fark etmeden bir aile kuran bizim âdemin sevginin başka çeşitleriyle tanışmasını görüyoruz. Özellikle Mesule Bacı’yı çok sevdim. O konuştukça sesli olarak tekrarladım. Ayrıca temaşa mahallesinin adı da kitabın özüne uygundu.
Geçiş dönemindeki bir ülkenin geçmişten getirdiği ve kendine yeni eklediği toplumsal yaşam şekillerine eleştiri niteliğinde bir eser. Deneme okur gibi hissettiğim bir romandı. Yazar düşüncelerini çeşitli yaşam kesitleriyle sunuyor. Romanın aksayan yönü buydu sanırım. Bazı olaylar fazlaca aceleye getirildiği için okurda boşluk hissi bırakıyor. Özellikle hikayenin sonu alelacele tamamlanmış hissi veriyor. İsmail’in duygu ve düşünce dünyasındaki değişim daha sağlam bir zemine oturmalıydı. Gel gelelim romandaki boşluklu anlatım kitabın etkileyiciliğini zedelemiyordu.
Hayata bakmadığımız yönlerden bakmamızı sağlayan, garip bir sevgi dili olan, insan yaşamının farklı zamanlarında dünyaya bakışını anlatan, insan psikolojisinin görünmeyen yüzün diğer taraftan da geçiş dönemindeki bir memleketin ve insanlarının yaşadıklarını gösteren bir eserdi.
“Vefa”ya teşekkürü sadaka olarak mı görürsünüz yoksa zorunluluk mu?