·200 syf.····Okunma: 14 Mayıs 2026 12:30 Meksika’nın Guererro bölgesindeki bir köyde yaşayan bir grup kadın ve kız çocuklarının hayatta kalma mücadelesine tanık olduğumuz bir roman. Bir grup kadın diyorum çünkü erkeklerin neredeyse hepsi çalışmak veya yaşadıkları köyden kaçmak için ABD sınırından kaçak bir şekilde geçerek ailelerini terk etmiş, zamanla da onları unutmuşlar.
Sadece kocaları değil devlet de bu köyü tamamen unutmuş ve görmezden gelmiş. Sağlık hizmeti neredeyse yok, eğitim her sene yeni bir öğretmenin gelip bir senelik görev süresini tamamladıktan sonra koş koşa geri dönmesiyle sonuçlanıyor, halkın tehlikeli bir durumda polisi aramak akıllarına bile gelmiyor çünkü onları korumayacaklarını biliyorlar zaten telefonlar da sadece ormanın içinde küçük bir açıklıkta çekiyor.
Kendilerini ve kız çocuklarını korumak yine kadınlara kalmış. Uyuşturucu kartelleri kızları kaçırdığı için anneler çareyi kızlarını çirkinleştirmekte bulmuş. Öyle ki çirkin görünsünler diye dişerini siyaha boyuyorlar, saçlarını ve kıyafetlerini pasaklı ve bakımsız gösteriyorlar. Ani bir baskında da çocukların içine saklanabilecekleri çukurları var. Çünkü herkes kaçırılan kızların kayıplara karıştığını ve onların asla geri dönmediklerini biliyor. Kaçırlan kızlara ne olduğunuysa tahmin etmesi zor değil.
Nedir bu kadınların çektiği? okurken hep bunu düşündüm. Keşke distopik bir durum olsaydı bu anlatılanlar ama maalesef oldukça gerçek. Roman kurgu bir eser olmasına rağmen gerçek, karakterler değil belki ama yaşananlar öyle. Dünyanın birçok yerinde hala bu gibi acı olaylar yaşanıyor maalesef, kadınların verdiği savaşlar hiç bitmiyor. Yaşadıkları, acıları görmezden geliniyor ama böyle yapıldığı sürece de bu yaşananlar bir son bulmuyor. Umarım bir gün hiçbir kadının göz yaşı dökmediği, kendini tehlikede hissetmediği, korkmadığı ve değerinin bilindiği bir dünyada yaşamayı başarabiliriz. Bu durum şimdilik sadece bir ütopya.