Gönderi

7/10
·78 syf.··
2026 26. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 22:06
Atsız Bey'in çoğunlukla 20'li yaşlarda yazdığı öykülerden oluşan bu küçük derlemenin girişinde Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun'un 20 sayfa kadar tutan bir incelemesi yer alıyor. Bu giriş yazısında Ercilasun, derlemedeki beş öykü üzerine konuşmuş. Kitapta altı öykü bulunuyor aslında ama sonradan bir öykü daha bulunup ekleniyor. Bu öyküyü -yani sonradan eklenen öykü- Atsız Bey 1925 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayımlatmış. Öteki öykülerden biri dışında geri kalanlar 1931 yılında ilk kez yayımlanmış. Son öykü Bozdoğan'la Sarı Yılan, yazıldığı yıl olan 1941'de ilk kez yayımlanmış. Ercilasun'un incelemesinde belirttiği birkaç husus öyküler üzerindeki bakış açımı etkiledi. Yani görmediğim ya da söz etmeyeceğim küçük ayrıntılara dikkat etmemi sağladı. Öncelikle Atsız Bey'in romanlarını keyifle okuduğumu söylemeliyim. Ama öykülerde aynı tadı alamadım. Sadece Bozdoğan'la Sarı Yılan öyküsü Atsız'ın romanlarının tadını veriyor. Bu da doğal bir durum çünkü geri kalan öyküleri gençken yazmış. Onlarda bir toyluk var. Ama kötü değiller. Ercilasun Hoca, Atsız'ın şiirlerinin yazıldığı dönemlerle bu öykülerin dilini ve küçük ayrıntılardan yaptığı çıkarımlarla 1931'de yayımlanan öykülerin çok daha erken yazıldığına işaret ediyor. Bir de bu öykülerin dördü Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nın etkileriyle yazılmış. O günlerdeki sıkıntıları konu edinmiş Atsız kendine. Öykülerle ilgili tat kaçıran bilgiler vermeyeceğim. Sadece şunu söyleyeceğim: Atsız öykülerinin hepsinde doğa güçlerini ve doğayı kişileştirme yoluna gitmiş. "Ay gözleri yaşlı, yavaş yavaş uzaklaşıyor." gibi betimlemeler var. Bu öykülerin hepsi de sade ve akıcı bir dille yazılmış. Bununla demek istediğim yalın bir Türkçe kullanıldığıdır. Yine Atsız eserlerinde gördüğümüz kahramanlık, fedakarlık, metanet ve aşk konuları da bu öykülerde işlenmiş. Bir öyküde Atsız, düşman askerine de kin beslemiyor. Onu bir talihsizlik sonucu savaş alanına gelmiş, mecburen savaşmak durumunda kalan bir insan olarak görüyor. "Türk dışında herkese düşman Atsız" böyle bir şey yapıyor, ne kadar ilginç(!) Neyse burada Atsız'ın görüşlerine çok girmeyeceğim. Ama şunu söyleyeyim; biz o savaşları görmedik, o yıllarda yaşamadık. Sıradan bir Türk'ün bile dünyaya bakışı öyle çiçek böcek olamazdı. Bu kadar söylüyorum. Her biri birkaç sayfadan oluşan bu öyküler sizi o kadar içine almıyor. Bir tek Bozdoğan öyküsünü ayrı bir yere koyabiliriz. Yazarın ilk ürünleri olduğundan bu da doğal. Atsız'ın ilk ürünlerini görmek isterseniz bakabilirsiniz.
Atsız HikayelerHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20202,041 okunma
·
75 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.