Ana karakterimiz tam bir yeraltı faresi. Zeki, okumuş ama asosyal — ve bu asosyallik onu toksik ve ezik bir şekilde şekillendirmiş. Yaptığı her ezikliği ve toksiksliği kendi içinde normalleştirmiş, hatta bunlardan zevk almaya başlamış. Yine de analizlerinde çoğu zaman haklı çıkıyor; insanları iyi okuyor, onun hakkında ne düşündüklerini tahmin ettiğinde genelde yanılmıyor. O kadar çok kafa yormuş ki kendi içinde derin bir dünya kurmuş — ve o dünyada kendini eğlendirecek şeyler de yaratmış.
En "insan" olduğu an Liza'ya o gece yaptığı konuşmaydı. Sert ve ezmek için başlasa da o konuşmada gerçek bir samimiyet ve yardım etme isteği vardı. Tabii sabah olunca kendi haline döndü — kızın gelip gelmeyeceğine kafayı taktı, kız gelince de ne yapacağını bilemedi. Liza onu o haliyle kabul edebilirdi belki, ama o comfort zone'unun bozulmasından o kadar korktu ki kızı istemediğine kendini ikna etti ve aptalca şeyler söyleyerek onu gönderdi. Kız gittikten sonra içindeki o yabancı his onu peşinden itmek istedi — ama çok geçti. Hem pişman oldu hem de bir yandan o yeraltı hayatını sürdürebileceği için rahatladı.
Çıkardığım ders: zeki ve okumuş olmak, hatta her şeyin farkında olmak — "iyi" veya "tam" bir insan olacağınız anlamına gelmiyor. Hayatta zekadan ve kitaptan daha önemli şeyler var; sosyal hayat, eğlence, gerçek bağlar. Fazla bilinç bazen insanı özgürleştirmiyor, tam tersine felç ediyor.