"Hiç Olmamış Gibi", birbirinden etkileyici ve sürükleyici öykülerden oluşan, okuru duygu dünyasının farklı katmanlarında gezdiren güçlü bir eser olmuş. Özellikle Ezo'nun hikâyesi, yalnızca bireysel bir anlatıdan öte bu coğrafyanın çoğu zaman görmezden gelinen sosyolojik gerçekliğini de çarpıcı bir şekilde okuyucunun yüzüne vuruyor. Duygu geçişleri oldukça yoğun ve etkileyici. Her başlıkta ayrı bir duyguyu yaşıyorsunuz.
Adem'in hikâyesi ise üniversite yıllarıma dair bazı duyguları yeniden hatırlattığı için bende ayrı bir iz bıraktı. Cemal, Şerife ve Ferdi'nin hikâyeleri de aynı şekilde kendi içinde derinlikli ve güçlü anlatılar taşıyor. Özellikle "Kabuğunu Kıramayan" öyküsünde yazarın iç dünyasına dair güçlü izler hissettim.
Kitaptaki anlatım dili son derece akıcı ve özenli. Hikâyeler arasında hiçbir kopukluk ya da anlaşılmazlık hissi yaşamadan, metnin içinde sürükleniyorsunuz. Zeynep Baki'nin dili kullanış biçimi gerçekten dikkat çekici; kimi yerde hüzünlendiriyor, kimi yerde tebessüm ettiriyor, kimi yerde ise insanın içine bir ürperti bırakıyor. Bu güçlü anlatım diliyle bir roman kaleme alsa, ortaya çok etkileyici bir eser çıkacağına yürekten inanıyorum.
Kitabın ismini taşıyan "Hiç Olmamış Gibi" öyküsünün başlığının belki "Ezo" olarak tercih edilebileceği yönünde bir düşüncem oldu. Ancak bu tamamen kişisel bir değerlendirme. Bunun dışında eserle ilgili diyebileceğim hiçbir olumsuz yargım yok. Bir solukta okuyacağınız ve hikayelerin tadı mutlaka damağınızda kalacak.
Sevgili Zeynep Baki, eline, emeğine, yüreğine ve kalemine sağlık. Nice güzel eserlere…