Mustafa Kemal 1913 yılında binbaşı iken kabiliyetleri çok fazla kimse tarafından fark edilmemişti. Askeri çevrede etkin bir subay olarak görülüyordu. Kendisinin içine bile sığmayan amaçları ve hayalleri vardı. En çok da ülkesi ve milleti adına. Mustafa Kemal içindekileri dışarıya aktaran birisi değildi. Belki ona ketum demek çok abartılı sayılmazdı. Fakat Madame Corinne içini döktüğü insanlardan biriydi.
Madam Corinne, Osmanlı döneminde İstanbul’da yaşamış, iyi eğitimli, müzikle ilgilenen, piyano ve şan eğitimi almıştır. Mustafa Kemal’in Harbiye’den arkadaşı olan Ömer Lütfü Bey’in eşidir. Atatürk ile daha çok entelektüel, dostane ve saygıya dayalı bir bağ çerçevesinde anıldığı mektuplarıyla bilinir.
Con Sinov kalemini seviyorum. Daha önce okuduğum kitaplarda da tarihsel süreci anlatma biçimi çok hoşuma gitmişti. Bu kitapta da daha önce hiç duymadigim bilgiler edindim.
Mustafa Kemal Atatürk ve Corinne arasındaki iletişim edinilen bilgilere göre 1918 yılına dek aksamadı. Mustafa Kemal Anadolu’ya gidene kadar Corinne’nin ailesinin evinde gerçekleşen bir birkaç görüşmeden sonra ne olacağını ve belki de her ikisi için de bunun bir son olduğunu bilmiyorlardı. O dönemde Mustafa Kemal’e yakın olan tüm isimler rahatsız edilmeye başlanmıştı bile. Dolayısıyla onların bu öfkeden nasibini alması kaçınılmaz oldu. Evleri basıldı, aile hapse atıldı. Dolayısıyla ailenin ülke topraklarından gitmekten başka çaresi kalmadı.
Konuyla ilgili epey detay var. Atatürk’ün cumhurbaşkanı olması ve evliliği, Corinne’nin ise bir şehit eşi olması gibi… neden hiç görüşediler ya da bizlerin bilmediği başka şeyler mi var insan bu detayı okuyunca aklından bir sürü olasılık geçiyor.
Kitabı okudukça ihtimaller aklınızda dolaşıp duracak diye düşünüyorum. Benim daha önce hiç duymadığım bazı detaylarla yol almak güzel oldu kendi adıma.