Joseph Conrad ,bu iki öyküde adeta tam bir yaşam döngüsünü avuçlarımızın içine bırakıyor. Gençlik öyküsünde Marlow’un ilk deniz yolculuğuna eşlik ediyoruz. Sayfalardan adeta macera tutkusu ve umut fışkırıyor. Üst üste yaşanılan tüm olumsuzluklara rağmen yaşadığı coşku bir an bile sönmüyor. Çünkü gençlik tam olarak böyle bir şey; hayatın ileride bir yerde sadece bizi beklediğine, her şeyi yenebileceğimize dair o deli, hatta kör edici iyimserlik…
Madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde ise bizi Yolun Sonu karşılıyor. Bu sefer çok daha sessiz, hüzünlü ve trajik bir atmosfer var. Kaptan Whalley’nin son yolculuğuna şahitlik ediyoruz. Onun o mağrur, kimseye boyun eğmeyen sessiz gururu, hikâyeyi çok daha ağır ve vurucu kılıyor.
Ancak kitabın diline dair ufak bir eleştiri bırakmam gerekiyor. Joseph Conrad ’ın eski bir kaptan olmasından ötürü metne yedirdiği yoğun denizcilik jargonu ve teknik terimler, konuya yabancı okurlar için zaman zaman akıcılığı zorlaştırabiliyor. Özellikle Yolun Sonu öyküsündeki o ağır, dolambaçlı betimlemeler ve uzun cümle yapıları, sabırsız okurları hikâyeden biraz uzaklaştırabilir. Yine de bu yoğun üslubun, denizin o tekinsiz ve ağır havasını hissettirmek için bilinçli bir tercih olduğunu kabul etmek gerek.
Deniz edebiyatının bu sarsılmaz zirvesini okurken yaşamın hem coşkulu başlangıcını hem de hüzünlü vedasını aynı anda hissettim. İnsan olmanın o çıplak ve kırılgan özünü görmek isteyen herkesin bu iki öyküye kesinlikle şans vermesi gerekiyor.
Gençlik – Yolun SonuJoseph Conrad · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527 okunma