Sicilya’da Bir Aşk Hikâyesi gotik edebiyatın ilk örneklerinden biri olmasına rağmen şaşırtıcı şekilde yormayan, aksine insanı ağır ağır içine çeken bir kitap oldu benim için. Ann Radcliffe’in anlatımında öyle eski zamanlara ait bir melankoli var ki kitabı okurken kendimi taş duvarlı şatolarda, denize bakan uçurumlarda ve sürekli yaklaşan bir fırtınanın gölgesinde hissettim. Atmosfer yaratma konusunda gerçekten çok başarılıydı.
Kitapta aşk, korku, aile baskısı ve özgürlük arzusu iç içe ilerliyor. Julia’nın yaşadığı baskılar, istemediği bir hayata sürüklenmesi ve kaçmaya çalışırken yaşadığı olaylar dönemin kadınlarının çaresizliğini çok net hissettiriyor. Özellikle Julia karakterine üzülmemek elde değildi. Sürekli birilerinin onun adına karar vermesi, kendi hayatını yaşamak için verdiği mücadele kitabın duygusal tarafını güçlendirmiş.
Radcliffe’in en sevdiğim yanı korkuyu sadece “olay” üzerinden vermemesi oldu. Daha çok atmosferle korkutuyor. Karanlık koridorlar, açıklanamayan sesler, gizemli karakterler… Her şey sanki sisin içindeymiş gibi ilerliyor. Günümüz gotik romanlarına alışkın biri için olaylar çok sert ya da şaşırtıcı olmayabilir ama kitabın o kasvetli havası insanı etkiliyor. Özellikle gece geçen sahnelerde ciddi anlamda ürpertici bir his vardı.
Bunun yanında kitap zaman zaman fazla uzun betimlemelere boğuluyor. Özellikle doğa tasvirleri bazı bölümlerde hikâyenin önüne geçti. Bazen “artık biraz ilerlese miyiz?” dediğim oldu. Ama sanırım bu da dönemin anlatım tarzının bir parçası. Sabırlı okununca o dilin güzelliği daha çok hissediliyor.
Aşk kısmı ise oldukça naifti. Günümüz romantik romanları gibi yoğun ya da tutkulu değil ama daha masum ve duygusal bir çizgide ilerliyor. Bu yönünü sevdim çünkü kitabın genel melankolik atmosferine uyuyordu. Aşk burada sadece bir ilişki değil, aynı zamanda özgürleşme isteğinin de sembolü gibiydi.
Kitabın en güçlü tarafı bence verdiği his oldu. Okurken sürekli eski bir yağlı boya tablonun içinde dolaşıyormuşum gibi hissettim. Deniz manzaraları, şatolar, mum ışıkları, kaçış sahneleri… Hepsi gözümde çok canlı canlandı. Ann Radcliffe’in neden gotik edebiyatın önemli isimlerinden biri sayıldığını bu kitapla daha iyi anladım.
Çok hızlı akan bir kitap değil ama atmosfer sevenler için gerçekten özel bir okuma olabilir. Özellikle klasik gotik edebiyatı merak edenlerin şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Kasvetli ama zarif bir hikâyeydi.