Morgue Sokağı Cinayetleri, polisiye türünün başlangıcı olarak önemli görülse de okuma deneyimi açısından oldukça zayıf kalıyor. Hikâye bir noktadan sonra tamamen olay anlatımı olmaktan çıkıp uzun bir açıklama metnine dönüşüyor ve bu da okuma akışını ciddi şekilde bozuyor.
En büyük problem, hikâyenin “göstermek” yerine sürekli “anlatmak” üzerine kurulması. Olayların içine giremiyorsun; her şey sana sonradan detay detay açıklanıyor. Bu da merak duygusunu canlı tutmak yerine tamamen öldürüyor.
Ayrıca kurgu çok yapay ilerliyor. Çözüm kısmı zekice görünse bile bazı bağlantılar fazla zorlanmış hissi veriyor ve bu da hikâyenin inandırıcılığını düşürüyor. “Mantıklı ama doğal değil” hissi sürekli var.
Karakterler ise neredeyse sadece işlevsel. Dupin’in zekâsı öne çıkarılmış ama bir karakter olarak derinleşmiyor; diğerleri ise sadece olayın arka planı gibi kalıyor. Bu yüzden hikâye duygusal değil, tamamen mekanik ilerliyor.
Sonuç olarak eser, polisiye türünün temeli olması dışında bugünün okuruna hitap etmekte zorlanan, temposu düşük ve anlatım açısından fazla kuru bir metin.