Leyla

Leyla
@Leyla_Buse
üniversite
Adana
Adana
19 okur puanı
Mayıs 2026 tarihinde katıldı
Puan vermedi·222 syf.··
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:06
Kuyucaklı Yusuf’u bitirdiğimde içimde uzun süre dinmeyecek bir hüzün kaldı… Sabahattin Ali karakterleri öyle derin ve gerçek yazmış ki bazı sayfalarda kitap okuduğumu unuttum. Sanki uzaktan birilerinin kırılmış hayatlarına sessizce tanıklık ediyordum. Yusuf karakteri beni en çok etkileyenlerden biri oldu. Bazı anlarda o kadar sustu, o kadar içine çekildi ki içimden “bir kez olsun kendini anlat” demek geçti. Ama sonra onun küçücük yaşta her şeyini kaybettiğini düşündüm… Sevgiyi, güvenmeyi, ait hissetmeyi öğrenemeden büyüyen bir insanın duygularını kolayca gösterebilmesi zaten mümkün müydü? Yusuf’un sessizliği bana hep derin bir kırgınlık gibi geldi. Sanki dünyaya karşı içine kapanmış bir çocuk hali hiç büyümemişti… Muazzez’in annesi ise kitap boyunca beni en çok öfkelendiren karakter oldu. Bir annenin kızının mutluluğunu koruması gerekirken yaptığı seçimler insanın içini gerçekten acıtıyor. Bazı insanlar farkında olmadan en büyük yarayı en sevdiklerine açıyor sanırım… Ve o son… Uzun zamandır bir kitabın finali beni bu kadar derinden sarsmamıştı. Kitabı kapattığımda içimde tarifsiz bir boşluk kaldı. Çünkü Kuyucaklı Yusuf sadece bir aşk hikayesi anlatmıyor; yalnızlığı, çaresizliği, insanın hiçbir yere ait hissedemeyişini ve sevgisiz büyüyen insanların içindeki o derin kırgınlığı anlatıyor. Bence kitabı unutulmaz yapan şey tam olarak buydu: Bazı insanlar sevilmeyi çok ister ama sevgiyi nasıl yaşayacağını hiç öğrenemeden büyür…
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,2bin okunma

Leyla

, bir kitap okudu
Puan vermedi·222 syf.··
5 günde okudu
·
2026 35. kitabı
Sabahattin Ali
8.3/10 · 210,2bin okunma
"Geçen gün Ceza Reisi bir kitap verdi. Şöyle karıştırdım. Derin bir şey. İsmi Âmak-ı Hayal,* senin anlayacağın, hayalin dibi. Orda yazıyor: Bir gün Allah peygamberleri çağırıp sormuş, saadet nedir? demiş. Her biri kendilerine göre cevap vermişler. Musa: Arzı Mev'uda gitmektir; İsa: Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır; Buda: Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır, yollu şeyler söylemiş. Sıra bizim Muhammed'e gelince: "Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir..." demiş. Ne doğru söz! Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli... Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; "Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!" deriz. Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden, bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için, gönlünün rahat olmasını istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma... Sonra en mühimi: Kendini halinden şikâyet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez; kendine etmiş olursun."
Sayfa 151·Kitabı okudu
Alıntı