Leyla

Leyla
@Leyla_Buse
Puan vermedi·222 syf.··
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:06
Kuyucaklı Yusuf’u bitirdiğimde içimde uzun süre dinmeyecek bir hüzün kaldı… Sabahattin Ali karakterleri öyle derin ve gerçek yazmış ki bazı sayfalarda kitap okuduğumu unuttum. Sanki uzaktan birilerinin kırılmış hayatlarına sessizce tanıklık ediyordum. Yusuf karakteri beni en çok etkileyenlerden biri oldu. Bazı anlarda o kadar sustu, o kadar içine çekildi ki içimden “bir kez olsun kendini anlat” demek geçti. Ama sonra onun küçücük yaşta her şeyini kaybettiğini düşündüm… Sevgiyi, güvenmeyi, ait hissetmeyi öğrenemeden büyüyen bir insanın duygularını kolayca gösterebilmesi zaten mümkün müydü? Yusuf’un sessizliği bana hep derin bir kırgınlık gibi geldi. Sanki dünyaya karşı içine kapanmış bir çocuk hali hiç büyümemişti… Muazzez’in annesi ise kitap boyunca beni en çok öfkelendiren karakter oldu. Bir annenin kızının mutluluğunu koruması gerekirken yaptığı seçimler insanın içini gerçekten acıtıyor. Bazı insanlar farkında olmadan en büyük yarayı en sevdiklerine açıyor sanırım… Ve o son… Uzun zamandır bir kitabın finali beni bu kadar derinden sarsmamıştı. Kitabı kapattığımda içimde tarifsiz bir boşluk kaldı. Çünkü Kuyucaklı Yusuf sadece bir aşk hikayesi anlatmıyor; yalnızlığı, çaresizliği, insanın hiçbir yere ait hissedemeyişini ve sevgisiz büyüyen insanların içindeki o derin kırgınlığı anlatıyor. Bence kitabı unutulmaz yapan şey tam olarak buydu: Bazı insanlar sevilmeyi çok ister ama sevgiyi nasıl yaşayacağını hiç öğrenemeden büyür…
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·383 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 15:07
Aşk-ı Memnu bitti… Ve sanırım ben bu kitabın etkisinden uzun süre çıkamayacağım. Dizisini yıllar önce izlemiştim ama kitabı okuyunca şunu net anladım: Asıl derinlik kitapta saklıymış. Dizi daha tutkulu, daha sert ve daha dramatikti belki ama kitaptaki o psikolojik yoğunluğu tam verememiş. Karakterlerin iç seslerini okumak, korkularını, yalnızlıklarını, bastırdıkları duyguları görmek beni kitaba daha da bağladı. Çünkü bu hikaye sadece yasak bir aşk hikayesi değilmiş aslında… Herkesin içten içe çürüdüğü bir yalnızlık hikayesiymiş. Firdevs Hanım’dan dizide de nefret ediyordum ama kitapta resmen tahammül edemedim. Bir anne nasıl kendi kızının ruhunu bu kadar yaralayabilir diye düşündüm sürekli. Bihter’in sevgisizliği, hırslı yapısı, sürekli bir şeyleri kanıtlama çabası biraz da annesinden geliyordu bence. Firdevs Hanım’ın yaşlanma korkusu, güzelliğini kaybetme takıntısı, insanları kendi çıkarları için yönlendirmesi o kadar rahatsız ediciydi ki… Evdeki huzursuzluğun temelinde biraz da onun varlığını hissettim. Nihal konusunda ise fikrim tamamen değişti. Dizide sürekli bayılmaları bana fazla abartılı geliyordu açıkçası Ama kitabı okuyunca onu çok daha iyi anladım. Daha minicik yaşında annesini kaybetmiş, babasına tutunarak büyümüş, sevgi konusunda aşırı hassas bir kız aslında. Adnan Bey onun hem babası hem dünyadaki tek güven duygusuydu. Bu yüzden kaybetme korkusunu, kırılganlığını ve o hassas ruh halini okuyunca empati yaptım. Sürekli hasta olmasının altında bile psikolojik bir çöküş vardı bence. Ve Bihter… En çok onu düşündüm kitap boyunca. Evet, yaptığı şey doğru değildi. Bunu savunam. Ama yine de ona kızmaktan çok üzüldüm. Çünkü Bihter bana göre kötülükten değil, mutsuzluktan yanlış yapan bir karakterdi. Sevgiye aç, huzursuz, sürekli içindeki boşluğu doldurmaya
1000Kitap
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,9bin okunma
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
“Pes Etme Mucizeler Yolda” benim için sadece bir kişisel gelişim kitabı değildi. Bu kitabı üniversite yıllarımda okumuştum ve sanırım tam da okumam gereken zamanda karşıma çıkmıştı O dönem gelecek kaygısı, sürekli bir yerlere yetişme hissi, kendini başkalarıyla kıyaslama… Hepsi insanın omzuna ağır geliyor. Kitabı okurken ilk defa biri bana “biraz yavaşla, her şey zamanında olacak” diyormuş gibi hissetmiştim. Kinsun’un dili çok sade ama bazı cümleleri gerçekten insanın içine işliyor. Öyle büyük büyük motivasyon konuşmaları yapmıyor. Daha çok seni anlayan biri gibi yazıyor. Bu yüzden samimi geliyor zaten. Kitabı okurken sürekli altını çizdiğimi hatırlıyorum. Bazı sayfalarda durup uzun uzun düşündüğüm olmuştu. Çünkü insan bazen en çok da kendine karşı acımasız oluyor… En sevdiğim yanı ise umut verirken bunu zorlamadan yapmasıydı. “Her şey mükemmel olacak” demiyor ama yaşadığın kötü günlerin sonsuza kadar sürmeyeceğini hissettiriyor. Özellikle üniversite döneminde insan kendini çok kaybolmuş hissedebiliyor. Geleceğini düşünmekten bugünü yaşamayı unutuyor. Bu kitap bana biraz nefes alma hissi vermişti Bazı alıntılar hâlâ aklımda: “Geç kalmadın. Erken de değil. Tam olman gereken yerdesin.” “Her şeyin bir zamanı var ve bazen hayat seni beklemediğin yere götürür.” “Belki de yorulman gerekiyordu, kendini yeniden bulabilmen için…” “İnsan en çok kendine inanmayı unuttuğunda kaybolur.” Kitabı bitirdiğimde içimde garip bir huzur kalmıştı. Böyle insanın sarılıp ağlamak istediği zamanlarda iyi gelen kitaplardan biri benim için. Aradan zaman geçse bile kapağını görünce bile o dönemlerimi hatırlıyorum…
1000Kitap
Pes Etme Mucizeler YoldaKinsun · Destek Yayınları · 20202,811 okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Eskiden neler okumuşum diye düşünürken “Eroinle Dans” bir anda aklıma geldi Ve fark ettim ki lise zamanında beni psikolojik olarak en çok etkileyen kitaplardan biriymiş gerçekten. Kitapta en vurucu şey bence karakterlerin çok gerçek yazılmasıydı. Özellikle baş karakterin yaşadığı değişim insanı aşırı etkiliyor. Başta daha normal, umutları olan biriyken zamanla yaşadığı kırılmalarla bambaşka birine dönüşmesini okumak çok ağırdı. En kötüsü de bunun bir anda olmaması… Yavaş yavaş çöküşünü görüyorsun ve elinden hiçbir şey gelmiyor gibi hissediyorsun Bazı yerlerde karaktere çok sinirlendiğimi hatırlıyorum çünkü çevresindeki insanları da üzüyordu ama sonra düşününce aslında en büyük savaşı kendi içinde veriyordu. Bence Canan Tan karakterin iç dünyasını çok iyi yansıtmış. Özellikle yalnızlık hissi, anlaşılmama duygusu ve boşluğa düşmüş hali çok gerçekti. Aile tarafı da beni çok etkilemişti. Çünkü kitap sadece bağımlılığı anlatmıyor; bir annenin çaresizliğini, ailenin parçalanışını ve insanların sevdikleri biri için ne kadar mücadele edebileceğini de gösteriyor. O yüzden kitap boyunca tek bir kişiye değil, herkese üzülüyorsun Canan Tan’ın kalemini zaten seviyorum ama bu kitabın yeri bende ayrı kaldı. Aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ bazı sahneleri ve hissettirdiği duyguyu hatırlıyorsam gerçekten iz bırakan bir kitaptır bence
Eroinle DansCanan Tan · Altın Kitaplar · 201221,6bin okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Doğu Ekspresi’nde Cinayet” (Murder on the Orient Express) benim için gerçekten efsane bir okuma deneyimiydi Başından sonuna kadar o klasik Agatha Christie zekâsı hissediliyor. Hercule Poirot’un o sakin ama her detayı yakalayan tavrı resmen “ben her şeyi çözerim” diye bağırıyor Ama olaylar öyle bir ilerliyor ki, sürekli “tamam katil bu” diyorsun, sonra bir bakıyorsun hoop tamamen yanlışsın! Trenin karlar yüzünden mahsur kalması da hikâyeye ayrı bir gerilim katıyor O kapalı ortam, herkesin şüpheli olması… resmen paranoya gibi. Her karakterin ayrı bir hikâyesi var ve hiçbirine tam güvenemiyorsun. Sonu ise… gerçekten şaşırtıcıydı. Yani klasik “katil kim?” olayından çok daha farklı bir yere bağlanıyor. Bitirince bir süre kitabı kapatıp düşünüyorsun Kısacası: Akıcı Zekice kurgulanmış Sürpriz sonlu Klasik polisiye sevenler için tam bir başyapıt
1000Kitap
Doğu Ekspresinde CinayetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201936,1bin okunma