Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 22:32
Bazı kitaplar sadece okunmak için değildir; satır aralarına gizlenmiş bir iklimi solumak, o iklimde kaybolmak içindir. Sinan Yağmur’un Aşkın Gözyaşları: Şems kitabı, benim için bir okuma deneyiminin çok ötesine geçerek büyüleyici bir zaman yolculuğuna dönüştü. Sayfaları çevirirken kendimi asırlar öncesinin Konya sokaklarında, Şems-i Tebrizi ve Mevlana’nın yanı başında, o ilahi ve manevi atmosferin tam ortasında yaşarken buldum. Yazarın o kadar duru, o kadar lirik ve samimi bir dili var ki, tasavvufun o derin ve ağır dünyası bir su gibi akıp gidiyor, insanı hiç yormadan içine çekiyor. ​Kitap boyunca Şems’in o tavizsiz, hırçın ama içi tamamen aşkla dolu dünyasına tanıklık ederken, beni kelimenin tam anlamıyla sarsan ve kitabın kalbi diyebileceğim bir sahne oldu: Şems’in, Mevlana’nın yıllarını verdiği, canı gibi koruduğu kitapları ve notları soğuk suya attığı o meşhur an. ​O anı okurken Mevlana ile birlikte ben de derin bir şaşkınlık ve sarsıntı hissettim. Mevlana'nın içi yanarken, Şems'in elini suya uzatıp o kitapları tek bir damla bile ıslanmadan, mürekkebi bile dağılmadan, kupkuru bir şekilde sudan geri çıkarması ise kitabın en büyüleyici, en mucizevi anıydı. Şems’in bu hamlesiyle Mevlana’ya, dolayısıyla biz okuyuculara verdiği mesaj çok derindi: Aradığın hakikati satırlarda değil, sadırda (gönülde) arayacaksın. Eğer gönlünü tamamlarsan, dünya bilgisi zaten sana zarar vermeden hizmet eder. ​İşte bu kırılma noktası, kitabın adında geçen o "gözyaşlarının" ve aşkın asıl tanımını ortaya koyuyor: Teslimiyet. ​Aşk, her şeyi kontrol etmek isteyen aklın susması ve kalbin bütünüyle devreye girmesidir. Mevlana o gün kitaplarına, unvanlarına nereye varacağını bilmeden, sadece yol gösterene duyulan sonsuz bir güvenle teslimiyeti seçti. Dünyevi tüm yüklerinden, "ben"liğinden o suyun kenarında sıyrıldı. Kitapların sudan sapasağlam çıkması da bu teslimiyetin bir ödülüydü. Eğer Şems o kitapları suya atmasaydı ve Mevlana o büyük teslimiyeti göstermeseydi, belki de yüzyılları aşan o muazzam eseri, Mesnevi hiç doğmayacaktı. Bilginin aşka, aklın kalbe teslim olduğu bu sahne kitabın en edebi ve en vurucu yeriydi. ​Aşkın Gözyaşları, tarihi bir şahsiyeti anlatan biyografik bir roman olmaktan çok uzak. O, insanı kendi iç dünyasında sessiz bir sorgulamaya davet eden, aşkı ve teslimiyeti yeniden tanımlatan bir gönül rehberi. Kendini o dönemin manevi havasında hissetmek, aşkın yakıcı ama arındırıcı gücünü solumak isteyen herkesin bu eseri kalbiyle okumasını tavsiye ederim.
Düşünce
Aşkın GözyaşlarıSinan Yağmur · Karatay Akademi · 201021,3bin okunma
·
82 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.