Gönderi

Baykuş Avazı Hk.
Puan vermedi·135 syf.··
2026 16. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:07
Yazarımızın ilk kitabını da (sondan birkaç öykü hariç) okumuştum. Baykuş Avazı ile birlikte rahatlıkla söyleyebilirim ki; tekinsiz, karanlık, katmanlı ve derin imgesel evren, artık Gülnaz hocanın kendi üslubu ve kimliği haline gelmiş. Vermek istediği mesajı doğrudan anlatmayıp öylesine zarif bir şekilde "gösteriyor" ki; bunu yaparken duyulardan, eşyalardan, hayvanlardan ve büyülü gerçekçilikten ustalıkla yararlanıyor. Kitabın son bölümünde azalan imgelerle nefes alıyorsunuz. Bu kitapla birlikte, grotesk kavramını her yönüyle ve tam manasıyla öğrenmiş oldum. Metinlerin derin karanlığından bahsederken şunu da eklemeliyim: Yazar, anlatıyı beslemek için yer yer yerel ögeleri, geleneksel ritüelleri, yemekleri ve hatta mizahı kasıtlı bir şekilde kullanıyor. Karakterlerin travmaları üzerinden kurulan bu derinlik, onları okuyucunun zihninde ölümsüz kılıyor. Bazı öyküler insanın en yaralı, en zayıf ve en gizli yönlerine dokunuyor. Etrafımızda olup biten sarsıcı olayların imgesel olarak nasıl kaleme alınabileceğine dair aradığım tüm cevapları bu kitapta buldum. Özellikle hayvan imgeleri üzerinden karakter inşası, benim için yazarlık anlamında tam bir ders niteliğindeydi. Duygular o kadar gerçekçiydi ki; kendini yiyip bitiren karaktere üzülürken, ilk öyküdeki Süleyman’ın gözlerini sahiden oymak istedim. Gazze’ye ithaf edilen "İhbarname" öyküsü; maskeler, karpuz dilimleri, zeytin, incir ve tüm çaresizliğe rağmen kaybedilmeyen umutla hafızamda sarsıcı izler bıraktı. Kitaba adını veren baykuşun yer aldığı "Damların Efendisi" öyküsündeki ayna metaforu ve karakterin kimlik arayışı, ardından sonuna hüzünlendiğim "Horoz Bünyamin"... "Tuz Süt Yumurta" öyküsündeki Meryem ve anlatıcının ona tuz vermeyerek aslında kendi sonunu hazırlaması... Ve son öyküdeki kardeşin ölümsüzlüğü... Tüm bunların altında yatan o kadar çok mesaj var ki. Yazarın öykülerde bıraktığı bilinçli boşlukları ve okuyucuya bir ayna verip kendini elekten geçirmesini istemesini çok kıymetli buldum. Üzerinde titizlikle çalışıldığı ve ciddi bir araştırma süreciyle oluşturulduğu belli olan bu öykülere ne söylense az. Bu eser, bir kez okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil. İçindeki derin imgeler ve herkese hitap eden çeşitliliğiyle sarsıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Katmanlı yapısı sayesinde her okuyuşta zihinde yeni bir pencere açıyor, farklı bir anlam kazanıyor. Kendi adıma yazarlık yolculuğumda okuduğum en ilginç, soğuk, "ağız tadı bozan", geçmişe selam gönderen ve "Bak, böyle de yazılabilirmiş!" dedirten öğretici kitaplardan biriydi. Yazarın, Gülnaz hocamın emeğine sağlık. Okuyanı, kıymet bileni çok olsun.
Baykuş AvazıGülnaz Eliaçık Yıldız · Şule Yayınları · 202519 okunma
··1 alıntı·
2 +1'leme
·
142 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bazı müzik eserlerinde söz yoktur ama insanın kendi öyküsünü ayaklandırır. Bas ve tiz seslerin perdesi olağanüstü bir spektrumla büyülü ve acıyla dolu bir yolculuğa çıkarır bizi... Başka bir zamana ve mekâna adım atmışız gibi hayrete düşüren, idraki yenileyen bir nefes... Öyküler sindirilmesi güç, koca koca doktrinlerin ve kuramların ete kemiğe bürünmüş halidir. Küçük Kıyamet filmini bilir misiniz? Aslında görünenle, yaşanan çok faklıdır. Gülnaz Eliaçık, bunun her anımızda içimize sokulan bir hakîkat olduğunu, adam akıllı anlatıyor... Çok güzel bir değerlendirme yazısı okudum, vakit ayırdığınız için teşekkürler🌹🌿