Gönderi

"gök girsin, kızıl çıksın"
Puan vermedi·584 syf.··
2026 7. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 16:26
merhabaa. bu kitabı okumaya çok uğraştım, 1 ay önce falan başlayıp 500 sayfayı 3 günde okudum mecburiyetten ve kitabın son 40 sayfasını da okumaya gerek duymadım. okuma sürecim ise baya kaotikti okulda, evde kitabı bitircem diye full time bunu okudum ve diğer kitaplara ara vermek zorunda kaldım. ama şimdi kitap sınavım bitti ve ben bu zahmetli kitabın şerefine bir inceleme yazmak istiyorum. başlayabiliriz... Kitabın elimde olan günümüz baskısı "Bozkurtlar ölüyor" ve "Bozkurtlar diriliyor" isimli iki kitaptan oluşuyor. İlk kitap kısaca 1. Göktürk devletinin dağılma sürecini, dönemin askeri ve siyasi yapısını çoğunlukla kurgusal karakterler ve olaylar üzerinden anlatıyor. İkinci kitap ise ilk kitaptaki karakterlerle bağlantılı olan karakterlerin yaşamlarını anlatıyor. Kitap Çuluk Kağan'ın, eşi Çinli İçing Katun tarafından zehirlenip öldürülmesinin ardından kağanın kardeşi Kara Kağan'ın tahta çıkması ve İçing Katun'u eşi olarak almasıyla başlıyor. Ötüken'de artan Çinli nüfusu, askeri ve siyasi yapıya gittikçe karışan Çinliler bazı Türkleri rahatsız ediyor ve olaylar başlıyor. Kitapta istemeyeceğiniz kadar çok karakter var o yüzden sınav için okuyorsanız kesinlikle not alarak okuyun. Ancak bu karakter yoğunluğu beni rahatsız etmekten çok, kitaba daha çok çekti. favori karakterlerimi seçmek, onları okumak hoşuma gitti kesinlikle. Okuması asla zor değil, dediğim gibi sadece uzun ve karakterler fazla. ama olay örgüsü akıcıydı, bölümler kısaydı ve dili de gayet kolaydı. kitapta geçen öz türkçe kelimeler beni zorlamadı, altında anlamları yazıyordu ve bence okumaya zevk katıyordu. betimleme olabildiğince az kullanılmış yoğun olarak diyalog şeklindeydi. bu da okumayı kolaylaştırıyor. boş vaktiniz varsa ve tarihsel kurgu seviyorsanız bir şans verebilirsiniz. eleştiri Kitapta beni bariz bir şekilde rahatsız eden kısım, yazarın Türkleri gerçekten barbar olarak göstermesi. Elbette türkler savaşçı bir milletti ama öyle sahneler var ki direkt türklerin barıştan, konuşup uzlaşmaktan gram bir şey anlamadığını anlatıp her şeyi şiddetle hallediyorlarmış gibi gösterilmiş. bir olay oluyor, konuşsalar anlaşabilirler ama kılıçlar çekiliyor ve bir anda savaşmaya başlıyorlar. nedennnn? sinir oldum. tarihte de pek böyle olduğunu düşünmüyorum, cidden yazarın anlattığı gibiyse türklerin gayet de barbar olduğunu düşünürüm. hani tarafsız olmadığı bu kadar belli olan bir kitapta neden türkler kötü gösteriliyor anlamadım. yazar da belki savaşın iyi olduğunu düşünüyordur? Ayrıca bir kısımda Çinli bir filozof geliyor ve tüm Türkler o kadar kestirip atıyorlar ki bu adamı. Kür Şad şey falan diyo "bir türkün çinliden öğrenebileceği bir şey yoktur." tmm kardeşim öyle olsun, bilimsel gelişmenin içine ettin şuan. BİR DE türkler derin düşünmekten anlamaz, savaşmaktan anlar diyen bir sürü cümle var ve çokkk rahatsız etti. bilim, felsefe kötü şeyler değil ki why?? SPOILERLI KISIM İlk kitap ikinci kitaptan çok daha güzeldi. ikinci kitap müthiş gereksiz bir kitaptı. kürşadın oğlunun kürşada gram benzememesi? hiç mi huyun çekmedi, urungu baya boştu. ay hanımdan nefret ediyom btw. ben bu kadar overrated bir karakter okumadım daha önce. neydi o kız? sevdiğim tek yönü erkekleri savaşta yeniyordu ama onun dışında... sürekli şöyle güzel, şöyle zeki, işte bir bakışta milletin sırlarını falan çözmesi. ne alakaydı abi. herkesin ona aşık olması. bir de trajikomik kısım kız 25 yaşında, urungu 50, kıza aşık olan diğeri 15. Ersegünden o kadar nefret ediyorum ki. tam anlamıyla maldı. kız yendi bunu savaşta şey diyo bir kıza yenilmek gururumu kırdı. tm sensin çocuk. Ay Hanım'ın urunguyu onbaşı olarak reddetmesi ama Kürşadın oğlu olduğu ortaya çıkınca sevdalandım demesi. ağağağa çıldırdım iğrençti. ikinci kitapta bunların dramasına odaklanacağına ilteriş kağanla bilge tonyuyuku yazsaydı tadından yenmezdi mükemmel bir şey olurdu. ama yazmamış üşenmiş diye yorumladım. kürşadın ve diğerlerinin çocuklarının hikayelerine değil, ihtilalden 40 yıl sonra yeni bir devletin kuruluş hikayesine ihtiyacımız vardı. fav karakterlerim; almıla, pars, işbara han, kürşad ve kürşadın kızı. almila mükemmel bir kadındı. parsla olan ilişkilerine bayıldım zaten. işbara han fav erkek karekterim olabilir. aşırı iyiydi ve yazar bence harcamış onu. benim tanıdığım işbara han, kağanın ölümünden sonra intihar etmez de bir yolunu bulur o ihtilale katılırdı. kesinlikle ihtilalde olması lazımdı. ihtilal sahneleri çok iyiydi bu arada. Kitapta sevdiğim bir diğer şey ise ölümler. çoğunluğu zeki ve kahramanca yazılmıştı. at yarışı yaparken ölen kişi hariç tabii. sadece bir yarış neden bu kadar ciddiye alınıyor anlayamıyorum. Onbaşı Sülemişin kendini ağaca bağlayarak ölümü... aşırı zekice fedakarcaydı. ihtilal ölümlerinden bahsetmiyorum bile hepsi çok iyi öldü. gök börü ve oğlu sungur, sançarın gülerek ölmesi sesinin ormanda yankılanması, kürşadın attan düşmemesi... hepsini bayılarak okudum. kürşadın kızından bahsetmek istiyorum biraz da. keşke urungu yerine kızını hayatta tutabilmenin bir yolu olsaydı. urungudan çok daha iyi biri olacağına eminim. ayrıca kızının idam sahnesinde yanındaki adamların kız yere düşmesin diye onu tutmaları da mükemmeldi. çok boş yapmışım bence bu kadar yeterli. iyi günlerrr
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,8bin okunma
·
119 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.