Sezai Karakoç’un İslamın Dirilişi kitabı, yalnızca siyasi ya da toplumsal bir diriliş çağrısı yapan bir metin değil. Daha çok Müslüman toplumların zihinsel, ahlaki ve medeniyet tasavvurundaki çözülmeyi anlamaya çalışan bir düşünce kitabı.
Karakoç, modern dünyanın ürettiği insan tipini, İslam medeniyetinin tarihsel birikimini ve “diriliş” fikrini kendi kavram dünyası içinde ele alıyor. Kitapta yer yer deneme dili, yer yer manifesto tonu hissediliyor. Özellikle medeniyet, insan, şehir, ahlak ve düşünce üzerine yaptığı vurgu dikkat çekici.
“İslâm, düşünmeyi, insana, sürekli olarak bir ödev bilmiştir. Kur'ân, yüzlerce ayette, bu ödev üzerinde durur.” cümlesi de kitabın genel yaklaşımını özetleyen bölümlerden biri gibi geldi bana. Karakoç burada düşünmeyi yalnızca entelektüel bir faaliyet olarak değil, insanın varlıkla ve hakikatle kurduğu ilişkinin bir parçası olarak ele alıyor. Bu yönüyle kitap, sadece bir medeniyet eleştirisi değil; aynı zamanda düşünme biçimi üzerine de bir metin.