·192 syf.····Okunma: 17 Mayıs 2026 01:42 Livaneli’den okuduğum ilk kitap olmasının verdiği acemi bir istekle bu incelemeyi yazıyorum. Öncelikle kitapta bahsi geçen olayların Livaneli’nin hayatından izler taşıması beni gerçekten etkiledi. Hayatının bir döneminde (12 Mart 1971 Muhtırası) hapse girdikten sonra İsveç’te kimliğinin tespit edilememesi üzerine hapis yatması ve bu olayların kitaba aktarılması; kurgudan ziyade bize bazı gerçeklerin sanatçı değil de birey tarafından aktarılması gerektiğini hatırlatıyor.
Selim karakterinin iç çözümlemeleri ve bekleyişinin uyandırdığı çaresizliği dizelere aktarırken Livaneli, sıkıcı olmayan, anlaşılır ve akıcı bir dil kullanmıştır. Kitabın başı bir aşk hikayesi olarak başlasa da ortalara doğru içsel bir sorgulama ve düşünce aktarımına dönüşüyor. Kitabın sonunun ise o uzun bekleyişe değdiğini düşünüyorum. Bu romanda “ben” sorgulaması fazlaca bulunuyor. Okurken kendinizi sorgulamak istiyorsanız, bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Yakın zamanda yazılmış olmasına rağmen yabancı sözcük istilasına uğramamış nadide eserlerden biri. Yazarın roman içerisinde diğer usta yazarların kitaplarına gönderme yapmasını ve alıntılar eklemesini de çok beğendim. Benim düşüncelerim bu kadar; Livaneli’den daha fazla kitap okumak için sabırsızlanıyorum.