·376 syf.····Okunma: 17 Mayıs 2026 00:55 Okuduğum en iyi yolculuk hikayesi diyebilirim. 15-16.yüzyılda , Hasan bin Muhammed el-Vezzan (Afrikalı Leo) adındaki gerçek bir Endülüslü Müslüman diplomat ve coğrafyacının hayatını anlatıyor kitap. Eser; karakterin doğup sürgün edildiği Granada, eğitim alıp seyahat ettiği Fas, Osmanlı fethine tanıklık ettiği Kahire ve korsanlarca kaçırılıp Papa tarafından vaftiz edildiği Roma olmak üzere dört coğrafi duraktan oluşur. Müslümanlık ile Hristiyanlık, Doğu ile Batı dünyası arasında sıkışan ama her iki kültürü de bizzat yaşayarak sentezleyen Leo'nun bu hikayesi; dinlerin ve sınırların ötesinde, her topluma uyum sağlayabilen evrensel bir dünya vatandaşı olma mücadelesini aktarıyor. Bir insan her şeye sahipken nasıl hiç kimse olabilir? Ya da her yerliyken nasıl hiçbir yerli olmaz?
Sadece bir tarih kitabı değil bu; bir insanın hayatta kalma ve kendini bulma savaşı. Maalouf, hiçbir tarafı tutmadan, sadece "insanı" anlatarak harika bir iş çıkarmış. Her şeyi olan ama hiçbir yere kök salamayan Leo’nun hikayesi, aslında hepimizin içindeki o göçebe ruhun aynası.
Kısacası; aidiyet duygusunu, sınırları ve kimlik dediğimiz o ağır yükü sorgulamak isteyen herkese göre bir kitap. Çok doğal, çok bizden.